20 Eylül 2009 Pazar

HEPİNİZE MUTLU VE TATLI BAYRAMLAR DİLERİZ.

07 Ağustos 2009 Cuma

Gezdim,gördüm- Silivri Klassis Otel


Bu yaz iş yoğunluğundan dolayı İstanbul dışına tatile gidemeyince yakın çevredeki otelleri araştırmaya başladım. En iyi seçenek Silivri' deki Klassis Otel' di. Anadolu yakasından ulaşım sadece 1 saat 15 dk. Tatmin edici bir havuzu, güzel bir sahili, su sporları merkezi ve 5 yıldızlı otelde olabilecek hertürlü imkanı olan bu otel; cumartesi ve pazar günü havuz, deniz ve güneşe doymamı sağladı. Arta kalan zamanda da mimarisiyle de dikkat çeken oteli incelemeye koyuldum. Yapının mimarı, çalışmalarını Belçika' da sürdüren Şefik Birkiye. Mimar, Klassis Otel' in mimarisinde Eski Roma Mimarisi ile yüzyıl önceki Türk Mimarisi' nden esinlenmiş. Tesisin yerleşim planı bir kasabayı andırıyor. 2 büyük bina, 5 küçük bina ve 301 konaklama ünitesinden oluşuyor. Araziyi baştan başa donatan gezinti yolları, Roma havuzlarını andıran havuzlar, avlular, özenle yapılmış peyzaj düzenlemesi, köprüler ve galerilerle hareketli bir planlama ortaya çıkmış. İç mimaride de Yunan, Roma, Selçuk ve Osmanlı motiflerine sık sık rastlanıyor. Koridor ve salon duvarlarında ünlü Avusturyalı mimar Otto Wagner' in eskizlerinden oluşan tablolar kullanılmış. Ama bu kadar çok kültürün izlerinden esinlenilmesine rağmen göz yormuyor ve en önemlisi arabesk bir tarz ortaya çıkmamış. İstanbul' a yakınlığıyla, geniş alanı ve konforuyla haftasonu tatilleri için mutlaka değerlendirmelisiniz.



29 Haziran 2009 Pazartesi

Özgün Mobilyalarımızla, TASARIM DERGİSİ Haziran Sayısındayız.




28 Mayıs 2009 Perşembe

Arredamento Mimarlık Dergisi Mayıs sayısındayız.


25 Mayıs 2009 Pazartesi

Garanti Kadın Girişimciler İnternet sitesindeyiz

Aşağıdaki linkten benim ve diğer kadın girişimcilerin mülakatlar sırasında çekilen görüntülerini izleyebilirsiniz. http://www.garantikadingirisimci.com/kadin_girisimci.html

15 Mayıs 2009 Cuma

ODA PROJESİ-THE ROOM PROJECT



Günlerden bir gün Danimarkalı sanatçı Annette Merrild farklı ülkelerdeki insanların oturma odalarının fotoğraflarını çekmeye başlar ve bu fotoğrafları uluslararası bir proje haline dönüştürüp sergiler. İstanbul Modern de gezebileceğiniz bu sergi, 9 farklı şehirdeki evlerin oturma odalarından alınan görüntülerden oluşuyor.(Hamburg, New York, Kopenhag, Barcelona, Varşova, Tallinn, Manchester, İstanbul, Lyon) Farklı kültürleri, sosyal çevreleri ve alışkanlıkları gözlemleyebilme fırsatı veriyor.
Her toplumda, kültürün izdüşümü halinde olan oturma odaları benim ilgi alanıma direkt girdiği için böyle bir proje yapma fikrini kıskanmadım desem yalan olur. Sergiyi kesinlikle çok beğendim ve kısa bir zaman aralığına sıkıştırdığım "Oda Projesi" ni rahat bir zamanda tekrar görmek, çıkışta da Tophane de çay içip, Çukurcuma' ya doğru uzanmak istiyorum. Kısmet...:)


23 Nisan 2009 Perşembe

Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul




17 Nisan 2009 Cuma

Yarışma gecesinden notlar


Önceki yazılarımda bahsettiğim Türkiye' nin Kadın Girişimcisi Yarışması' nın ödül töreni 16 Nisan Perşembe akşamı Swissotel' de gerçekleşti.Detaylı ve özenle hazırlanmış bir geceydi. Katılımcılar arasındaki en genç isim olmanın şaşkınlığı bir taraftan; ekonomi, basın ve iş dünyasının sayılı isimlerinin karşısına çıkmış olmanın heyecanı diğer taraftan... 2119 kadın girişimci arasından ilk 5 içinde olmanın mutluluğunu kesinlikle sonuna kadar yaşadım. Bana finalistler arasında olduğumu söyledikleri gün, 17 Mart 2009' da 2 yaşını dolduran Menekşe Tasarım İç mimarlık ismiyle yaptığımız çalışmaların bu kadar çabuk bir şekilde ödüllendirildiğini öğrenmek önce "rüya mı görüyorum" duygusu uyandırmıştı. Ama sonra düşündüm de 2 sene de az iş yapmamışız. Restorasyon projeleri, mimari projeler, sözlü tarih çalışmaları, tescilli mobilya tasarımları, fuarlar... Hepsi günlerce ve sabahlara kadar süren; işimize ve kültürümüze duyduğumuz sevgiyle yapılan çalışmaların sonucuydu. Bundan sonra da aynı tempoyla şimdiye kadar yaptığımız işleri geliştireceğiz ve yeni yaratıcı projeler üreteceğiz diye umuyorum.
İş hayatında kadınların öneminin giderek arttığını, kadın eliyle yapılan işlerin nasıl bir anda parladığını inkar etmek mümkün değil. Ve bu tip organizasyonlar gerçekten de insana inanılmaz bir motivasyon ve takdir edilmenin mutluluğunu yaşatıyor. Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ve KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülseren Onanç' da tören sırasında yaptıkları konuşmalarda benim de katıldığım ortak noktalara değindiler. Özet olarak kadınların cesaretleriyle, yaratıcılıklarıyla toplumda büyük farklar yarattıklarından ve iş hayatına farklı bir bakış açısı getirdiklerinden bahsettiler. Geleceğin dünyasında söz sahibi olmak için girişimciliğin artmasının, özellikle kadın girişimcilerin her alanda var olmasının ve dünya pazarlarında rekabet edebilir duruma gelmesinin öneminin yadsınamaz olduğunu vurguladılar.

14 Nisan 2009 Salı

Güneş Işığı Krize Karşı

Krizin hepimizi, her sektörü etkilediği bu günlerde baharın gelişini ıskalamamalıyız değil mi? Eminim ki parlayan güneşi görünce hepimiz içgüdüsel olarak ruhumuzu, bedenimizi, yaşadığımız yeri yenilemeyi düşünürüz. Yaşam alanı kısmı beni ilgilendirdiği için bu konuda size küçük yönlendirmelerde bulunabilirim. Fazla maddi yük altına girmeden evinizi yenileyebilirsiniz. Mekanınızı neşeli, enerjik hale getirmek için yapacağınız çok basittir. Sadece biraz cesur olmak ve etrafa dikkatli bakmak yeterli.
İşe pencere önlerine saksıyla koyacağınız taze çiçeklerle başlayın. Çiçekler baharın olmazsa olmazlarıdır. Sonra mekandaki bütün aksesuarları bir kutuya yerleştirin, uygun bir yere kaldırın. Sadece vazolar kalsın. Onları da çiçeklerle doldurun. Evinizin en sevdiğiniz köşesine, en sevdiğiniz renkte ( Sarı, turuncu, fıstık yeşilini öneririm) irice yeni bir aksesuar yeleştirin. Bu büyük bir minder, bir abajur, kalın çerçeveli bir ayna veya tek bir koltuk olabilir. Birkaç gün sonra kaldırdığınız aksesuarlardan özlediklerinizi ( sayıları 10 taneyi geçmesin ) birer ikişer çıkartıp önceden bulundukları yerlerin tam tersi istikametlere yerleştirin. Maksat farklılık olsun. Ve işte size pek moda olan detoksun eve uyarlanmış hali :)

ILGAZ DAĞI


Üzerinden biraz zaman geçti ama bloğuma geçen ay gittiğim Ilgaz Dağı' ndan 1-2 kare fotoğraf koymadan geçemedim. Ilgaz Dağı İstanbul' a yaklaşık 7 saat uzaklıkta, Kastamonu' yla Çankırı sınırında bulunuyor. Şimdiye kadar gördüğüm en huzurlu yerlerden biri gerçekten de. Ben bu senenin son kar yağışını yakaladım ve uzunca bir süre o tepeden aşağıya bakmak,bakmak,bakmak istedim...Ama baharda da manzara çok güzel oluyormuş, duyurulur.







11 Nisan 2009 Cumartesi

2009 Yılı

"Türkiye' nin Kadın Girişimcisi"

yarışmasında ilk 5 finalistten biriyim...

Garanti Bankası ile Ekonomist dergisi işbirliği ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’ nin katkıları ile düzenlenen 2009 yılı Türkiye’ nin Kadın Girişimcisi Yarışması’ nda 2.119 kadın girişimci arasından Türkiye’ nin Kadın Sosyal Girişimcisi kategorisinde ilk 5 finalist arasına girmeye hak kazandım. Tamamen tesadüf eseri katıldığım bu yarışmada büyük katılımın olduğunu ve finale kaldığımı öğrenmek gündemimi bir anda değiştirdi. Birinciyi seçmek üzere yapılan mülakata gittiğim gün hepsi alanında başarılı ve yaşça benden bir hayli büyük diğer 4 finalistle tanışma şansım oldu. Sosyal sorumluluk adına kadınların çabalar gösterdiğini, ilerici ve yenilikçi adımlar attığını görmek mutluluk vericiydi. Kimisi gıda sektöründe, kimisi sinema alanında, kimisi ticari çalışmalarıyla finale kalmıştı. Bense restorasyon projeleri, sözlü tarih çalışmaları ve geleneksel motiflerden esinlenerek hazırladığım mobilyalarımla finaldeyim. Yarışmanın sonucu yaklaşık 1 hafta sonra belli olacakmış. 2119 kişiden ilk 5te yer almak tabii ki benim için büyü bir adım ama umarım birinci olurum. :)

03 Nisan 2009 Cuma

YAZI KONUŞUR, ÇİZGİ DİNLER.

"Mimarlar iyi yazamaz ama senin kalemin de bayağı kuvvetliymiş, aferin kızım sana" dedi Prof. Dr. Metin Sözen son görüşmelerimizden birinde. Sonra düşündüm de gerçekten şimdiye kadar mimarlık yaparken yazı yazmaya pek de gerek duymuyordum. Çiziyorum, çiziyorum, çiziyorum...Bazen saatlerce bilgisayar ekranına kilitlenip kalırım yada elimdeki kalemle önümdeki kağıdı karalar dururum. O sırada düşüncelerimin bile farkında olmam, gözüm boşa bakar belki de... Sanki sadece elim hareket eder, bağımsızmış gibi. Adeta uyurgezer bir durumdur bu...
Bilirsiniz, "Kullanılan organ gelişir." diye bir teori vardır. Tamamen katılıyorum. Elinizi kullanırsanız el beceriniz, beyninizi kullanırsanız zekanız, kalbinizi kullanırsanız duygularınız gelişiyor. Öğrencilik sırasında ve sonra iş hayatında mesleğimden dolayı biraz da mecburiyeten ellerime ve matematiksel düşünceye ağırlık verdim. Edebiyatla aram iyi olmasına rağmen bu ilgi okumakla sınırlı kaldı. Yazacak birşey yoktu ki? Şimdi ise yerel Dutağacı Gazetesi' nde yaptığımız projelerin hikayelerini yazmaya başladık. Yayınlanmakta olan hikaye tadındaki bu yazılar yayınlandıkça beğeniliyor, beğenildikçe yazılarım daha keyifli, daha okunaklı oluyor. Şimdiye kadar savunduğumun tersine meğer herkes işi görür de anlamayabilirmiş.Sözler ve kelimeler yapılan işi anlatmakta ustaymış. Harcanan zamanı, emeği, aşamaları, işi yapma nedenlerini, kısacası geçmişini geleceğini söylemek, yazmak lazımmış. Anladım ki projeler ve yaratılan mekanlar göze hitap ederken yazı biraz daha derinlere dokunuyor sanki. Bu yüzden yazarak anlatmaya devam. Şimdi proje hazırlarken sonra yazacaklarımı düşünmek gibi yeni bir derdim var :)

25 Mart 2009 Çarşamba

http://www.emlakkulisi.com/13083_firmalarin_ilaci_tasarim

22 Mart 2009 Pazar

FUARDAN HABERLER

Klasik fuar anlayışının dışında katılımcı ve ziyaretçilerin tasarım ve dekorasyon adına farklı bakış açılarıyla yaratıcılık ve özgün tasarımlarla yer aldığı I-DECO fuarı, bu sene de dekorasyon dünyasının uluslararası buluşma noktası olma hedefiyle hazırlanmıştı.

8 ülkeden dünyaca ünlü 25 genç tasarımcının yer aldığı orman konseptinde hazırlanan fuaye alanındaki standımızda modern ve geleneksel çizgilere sahip 2 farklı tescilli koleksiyonumuzu sergiledik. Bu tasarımlar, yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından büyük beğeni kazandı.



26 Şubat 2009 Perşembe

I-DECO 2009 FUARINDAYIZ...


Mimarlık, restorasyon, dekorasyon ve ev aksesuarları konusundaki çalışmalarımız tüm hızıyla sürerken mobilya alanındaki TESCİLLİ tasarımlarımız , yine çok farklı aksesuarlarımız ve MENEKŞE TASARIM İÇ MİMARLIK tescilli markamızla 05 – 09 Mart tarihlerinde CNR’da gerçekleşecek olan İdeco (İstanbul Dekorasyon ve Tasarım) Fuarında yerimizi alacağız. Tasarım ve dekorasyon dünyası için farklı bir soluk olan IDECO ilk olarak 2008 yılında, dekorasyon sektöründe faaliyet gösteren yerli ve yabancı önde gelen firmaların katılımıyla gerçekleştirildi. Hem katılımcı hem de ziyaretçi kitlesiyle diğer fuarlardan farklı bir çizgisi olan İdecoist' in bu ikinci senesinde özellikle Genç Tasarımcılar için ayrılan bölümde yeni mobilya tasarımlarımızı sergileyeceğiz. Kimi zaman geleneksel türk motiflerinden esinlenmelerle, kimi zaman modernizme gönderme yapan biçim ve renklerle karşılaşacaksınız. Fuarı mutlaka ajandanıza not edin, standımıza da uğramadan geçmeyin derim :)

01 Şubat 2009 Pazar

23.Aralık 2008 Taksim - Çekül Vakfı' nda toplantı / Sinem Parlakkaya - Hilmi Balioğlu - Prof Dr.Metin Sözen -Eray Parlakkaya



28 Ocak 2009 Çarşamba

Restorasyon Projelerimiz ÇEKÜL Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı internet sitesinde

Bugün Çekül Vakfı' nın internet sitesinde restorasyon projelerimiz ile ilgili güzel bir yazı yayınlandı. Prof.Dr.Sayın Metin SÖZEN' in önderliğinde başlaya koruma projelerimizle ilgili bu yazıyı aşağıdaki linkten görebilirsiniz.

http://www.cekulvakfi.org.tr/icerik/haberDetay.asp?ID=676

05 Aralık 2008 Cuma

YILBAŞINDA KİŞİYE ÖZEL TASARIMLAR MENEKŞE TASARIM'DA

HALA NE ALACAĞINIZA KARAR VEREMEDİNİZ Mİ ?

SEVDİKLERİNİZE VERMEK İSTEYECEĞİNİZ EŞİ OLMAYAN HEDİYELER İÇİN,

SİZ DE BU YILDA DOSTLARINIZA KENDİLERİNİ ÖZEL HİSSEDECEKLERİ ARMAĞANLAR ALMAK İSTERSENİZ ,

MENEKŞE TASARIM 'A BEKLERİZ :)






















01 Aralık 2008 Pazartesi

RESTORASYON PROJELERİMİZ

uygulamalardan bir örnek

Daha önce burada sizlere Kemaliye' deki tescilli tarihi 5 ev için hazırladığımız projelerden bahsetmiştim. 2008 yılı yazında bu evlerin restorasyon projelerini takip ediyorduk. Uygulamalar bizlerin denetiminde , mahalli ustaların özverili işçiliğinde, ev sahiplerinin kişisel çabalarıyla hızlı bir şekilde tamamlandı. Böylece Kemaliye de bir ilk gerçekleşti ve Kemaliye’ mizin eşi bulunmayan özgün sivil mimarlık örneklerinden ilk grubun Kültür Bakanlığı yardımı ile korunması ve onarılması için gerekenler yerine getirilmiş oldu.

Yapılan yardımın miktarı tabii ki Kemaliye evlerinin mimari özelliği, işçiliği, malzemesi ve büyüklüğü düşünüldüğünde yeterli değildi. Ama şimdiye kadar ev sahiplerinin kendi olanaklarıyla korumaya çalıştıkları yaklaşık 100-300 yıllık eserlerimizin belli bir süre daha korunabilmesi için önemli bir katkı sağlamış oldu. Çatı kaplamaları değiştirildi, cephe ahşap kaplamaları onarıldı, bazı kapılar ve pencere doğramaları yenilendi. Böylece evlerin çehreleri değişti.

Bu sene de mimari özelliği ve doğasıyla her geçen gün hakettiği ilgi ve özenin gösterilmeye başlandığı Kemaliye' nin tarihi dokusunun korumasına katkı sağlamak için çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Yine önemli ve değerli 8 evin daha onarılması amacıyla proje çalışmalarımızı tamamladık. 5 ay süren zorlu ve detaylı proje çalışması döneminden sonra T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ na sunduğumuz dosyamız onaylandı ve bu evler de restorasyon için yardım almaya hak kazandılar. Bütün bu gelişmelerden sonra yerel halkın sonuçlanan somut restorasyon çalışmalarını görüp etkilendiklerini farkettim. Bizlerin ve koruma bilincine sahip halkın her geçen yıl yapacağı çalışmalar ile; yıllardır doğası ,evleri ve kültürülye adından söz edilen Kemaliye, çok yakında Türkiye' nin sayılı açık hava müzelerinden biri haline getirecektir.



28 Eylül 2008 Pazar


23 Eylül 2008 Salı







Ulusal İçmimarlık Sempozyumu: Mekan Tasarımında Geleceğe Yönelik Yaklaşımlar

İçmimarlık alanında yaşanan gelişmeleri çok boyutlu ortak bir platformda toplayarak tartışmaya açmak, mesleki ve akademik anlamda bilgi paylaşımını güçlendirerek desteklemek amacı ile Ekim 2008'den başlayarak iki yılda bir düzenlenmesi planlanan "Ulusal İçmimarlık Sempozyumları"nın ilki, bu alanda köklü bir geçmişe sahip ve konusunda ilk meslek insanlarını yetiştiren bir kurum olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İç Mimarlık Bölümü tarafından 22-24 Ekim 2008 tarihlerinde M.S.G.S.Ü. Oditoryumunda gerçekleştirilecek.Teması "Mekan Tasarımında Geleceğe Yönelik Yaklaşımlar" olarak belirlenen sempozyumun ana tema kapsamında; teknoloji, estetik, malzeme, kuram ve sürdürülebilirlik alt başlıklarını içeren konularda çalışma ve görüşlerini paylaşmak üzere, ilgili disiplinlerde faaliyet gösteren akademik ve profesyonel tüm meslek insanları, bildiri ve projeleri ile sempozyumda yer alacaklar.

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Yeni restorasyon projeleri

aşağı umutlu köyünden dönüş
bir yorgunluk anı :)

Geçen sene olduğu gibi bu sene de Kemaliye' de Kültür Bakanlığı tarafından restore edilmek üzere seçilen evlerin projelerine başladık. Ön çalışma ve rölöve alımı için geçen hafta Kemaliye'deydik. Projelendireceğimiz evlerin hepsi de birbirinden farklı mimari özelliklere, detaylı ahşap işçiliklerine sahipti. Evlerin büyüklüğünün yanısıra ,çoğu yıllardır kapalı durumda olduğu için ölçü almak hiç kolay olmadı. Ama 9 günlük yoğun çalışma sonucunda işimizi tamamladık. Boş zamanlarda gezdik,davetlere katıldık ve yine güzel anılarla Kemaliye'den döndük.

11 Temmuz 2008 Cuma

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK MERKEZ LABORATUARI DEKORASYON PROJESİ

Uzun bir aradan sonra merhaba... İş yoğunluğu, bahar ve yazın gelişinin bünyede yarattığı gevşeme derken bloğumuza epeyce ara vermişim.

Bu arada İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Ana Bilim Dalı Merkez Laboratuarı dekorasyon projesini yapıyordum. Yaklaşık 2 aydır süren çalışmamız nihayet sonuçlandı. Detaylı görüşmeler sonucu hazırladığım proje ve yaptığımız uygulama başarılı bir şekilde tamamlanarak hastane çalışanları tarafından da büyük takdir ve beğeni kazandı. Mekanın düzenlemesinde önceliği doğru planlamaya verdim. Doğru işleyen plandan sonra pozitif enerji verecek renkler kullanmaya, yoğun kullanımdan etkilenmeyecek malzemeler seçmeye özen gösterdim. Bildiğimiz hastane önyargısından uzak, doktorların uzun mesailerini verecekleri bu iş ortamlarına evlerinde gibi hissedecekleri sıcak bir hava vermeye çalıştım. Bu çalışma sırasında Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Feyza Darendeliler ve Dr.Firdevs Baş 'ı ve Bilim Dalı'nın diğer çalışanlarını tanımaktan çok memnun oldum. Artık daha zevkle çalışacakları yeni mekanlarında ,başarılı çalışmalarını sürdürmelerini diliyorum.






27 Mart 2008 Perşembe

SİNAN' A SAYGI FOTOĞRAF YARIŞMASI



Bugün Çekül Vakfı ve Multi Turkmall desteğiyle düzenlenen "Sinan' a Saygı Fotoğraf Yarışması" nın Ayasofya Müzesi' ndeki ödül töreni yapıldı. Aslında bu yarışma ve devamında açılan fotoğraf sergisi Çekül Vakfı' nın Sinan eserlerine yönelik yapmayı planladığı çalışmalarından sadece biriydi.

Büyük usta Mimar Sinan' ın eserleri, üniversite öğrenimi sırasında ve sonraki iş tecrübelerinde esin kaynaklarımız olmuştur. Oluşturduğu her yapı müthiş bir zeka, işçilik ve kabiliyet ürünüdür. Fotoğraf sanatçısı gözüyle bakınca da ortaya çok farklı ve başarılı sonuçlar çıkmıştı. Yapıların şehir içideki duruşu, insanlarla ilişkileri ve aldıkları hasarlar da görülebiliyordu. Tabii Ayasofya' daki sergiyi gezerken farkettim ki günlük modern hayatın koşturması içinde etrafımızdaki sanat eserlerine gereken ilgiyi göstermiyoruz; yabancıların binlerce kilometre uzaktan gelip incelediği ve bizim içinde yaşadığımız şehirde bulunan eserleri yeterli sıklıkta ziyaret etmiyoruz.

Not: Sergiyi 6 Nisan' a kadar gezebilirsiniz. Özellikle mimarlığa ve fotoğrafa meraklı olanlarınızın görmesini tavsiye ederim. Sultanahmet' e de uzun zamandır gitmediyseniz tarihi köftecide yemek yiyebilir, müzeleri gezebilir ve hatta zamanınız varsa biraz aşağıya inerek Cağaloğlu' ndaki kitapçılara ve Kapalıçarşı' ya bile uğrayabilirsiniz.

17 Mart 2008 Pazartesi

Yeni yılla beraber ürün çeşitlerimizde yenilikler yapmıştık.Biraz gecikmeli olarak ofisimizdeki yeni düzenlemelere ait fotoğrafları sizinle paylaşmak istedim.Yeşiller,doreler, morlar,kırmızılar kısacası yine renkli yine farklı aksesuarlarımız var. Devamı için dükkanımıza bekliyorum.


BAHAR DALI


Bahar geldi ,ağaçlar çiçek açtı nihayet...Ama bugün, sokağımızdaki çiçekli ağaçlardan birini budamışlar ne yazık ki. Ben de yerdeki dallardan bir kısmını alıp ,vazoya koydum. Mis gibi kokusu hemen ofisi sardı bile.

06 Mart 2008 Perşembe

Türk İşkadınları Rehberi' ndeyiz...

İlk defa yayınlanan Türk İş Kadınları Rehberi bugün elime ulaştı. Biz de Menekşe Tasarım olarak bu kaynak içinde tanıtım sayfamız,reklam sayfası ve tanıtım filmimiz ile yer alıyoruz Hemen hemen her sektörden kendi alanında başarılı kadın girişimcilerin yer aldığı bu kaynak, içeriği ve görselliğiyle gerçekten de başarılı bir çalışma olmuş. Tanıtımı ve dağıtımı da yeterli düzeyde yapıldığında bu rehber hem kişilerin ve firmaların hedef kitlelerine ulaşmasını sağlayacak, hem de kadınlar arası dayanışmayı güçlendirecektir.

31 Ocak 2008 Perşembe

Almanak 2007

Yapı Endüstri Merkezi web sitesinde bir almanak yayınlamaya başladı. 2007 yılına ait önemli haberleri,etkinlikleri,sektörel haberleri,duyuruları görebileceğiniz almanakta olaylar konu başlıklarına yada tarihe göre seçilip sıralanabiliyor.Yapı Endüstri Merkezi' nin her zamanki gibi sektöre yönelik başarılı çalışmalarından biri daha. Meslektaşlarımın faydalanacağını düşünüyorum.www.yapi.com.tr

28 Aralık 2007 Cuma




19 Aralık 2007 Çarşamba


21 Kasım 2007 Çarşamba

Zaha Hadid

Arkitera tarafından organizasyonu yapılan Zaha Hadid Konferansı İşkuleleri’nde yapıldı. Çoğunluğu tasarım öğrencisi ve yeni mezunlardan oluşan topluluk yaklaşık 2000 kişiydi ve davetiyeli azınlıktan biri de bendim. Mimarın yorgunluğu yüzünden okunuyordu, 1 saatlik zamanda kısaca yaptığı projelerin üzerinden geçebildi ve 1-2 soruyu cevapladı. Tabii tasarımlar etkileyici. Zaha Hadid belli bir tarzı oturtmuş, doğadan esinlenerek oluşturduğu organik şekillerle taşıyıcı sistemi mükemmel bir şekilde bağdaştırmış. Irmaklardan, patikalardan hatta çöldeki kum tepelerinden esinlenerek oluşturduğu formlarla kendine bir yol çizmiş ve bu alanda en mükemmeli yakalamaya çalışıyor. Ama büyük araziler üzerine yapılan, yandaki binalar ile ilişkilerin kısıtlamadığı, maddi olanakların sonuna kadar kullanıldığı projeler bize “Oo,bu şartlar Türkiye’de de olsa neler yapılır?” duygusunu uyandırıyor. Bu noktada şu soru akla geliyor. Tarz yaratmak adına aynı biçimleri kullanmak ve kendini tekrar etmek arasındaki ince çizgi nedir? Ama yine de Zaha Hadid’ in başarısı inkar edilemez, şehir planlamasındaki uzmanlığı tartışılmaz. Özellikle İstanbul-Kartal için düşünülen sağlıklaştırma projesi gerçekleşirse şehrimiz için güzel bir değişim olacaktır. Son zamanlarda mobilya tasarımları da yapıyor ama bence biraz hafif kalıyorlar. Mimari alandaki başarılarını gölgeler diye düşünüyorum.

12 Kasım 2007 Pazartesi

ERZURUM

Zorlu çalışmalarımız nihayet sonuçlandı ve projeler kurul tarafından kabul edildi. Hangi projeler mi? Şu yazıda biraz bahsettiğim rölöve projeleri. 2,5 aylık çalışma, çıkan terslikler, bilgisayarların kilitlenmesi, uykusuz geceler bitmişti fakat macera Erzurum’da da devam etti. Gittiğimiz gün yağmurlu fakat açık bir hava vardı. Akşam meşhur cağ kebabının, kadayıf dolmasının tadına baktık. Erzurum evlerini gezdik, kahvelerimizi içtik. Sabah Palandöken’ e ve Taşhan’ a gitme planları yaparak odalarımıza döndük. Ama ertesi sabah gözümüzü açtığımızda, gece başlayan kar yağışı sonucunda her yer bembeyazdı, göz gözü görmüyordu. Ve öğlen olmadan kar seviyesi iyice yükseldi. Ana caddeler bile kapandı, arabayla ulaşım bir yana yürümek bile iyice zorlaştı. Oysa gelmişken Palandöken’e çıkmayı, çifte minareli hanı ve taşhanı görmeyi istiyordum. (Gerçi taş hana son yarım saatlik boşlukta uğrayabildim ama Palandöken için ayrı bir tur yapmak lazım, öyle ayaküstü görüp gitmek olmaz. ) Ama planların gerçekleşememiş olması neşemizi bozamazdı. Yılın ilk karını , en doğal ve tertemiz haliyle gördüm. Ve en önemlisi de; bir gün önce katıldığımız kurul toplantısındaki keyifli ortamın izleri hala yüzümüzdeydi. Tabii ki zorlu bir toplantıydı. Önümüzdekiler, detaylı çalışılmış olması beklenen işlerdi ve karşımızda il idare kurulundan uzmanlar, İzmir 9 Eylül Üniversitesi’ nden mimarlar ve Yıldız Üniversitesi’ nden profesörler bulunuyordu. Projelerimizi anlatıp evlerin özellikleri hakkında bilgi verdik. Küçük eksikleri dışında çizdiğim projeler çok beğenildi. Mimar üyeler detaylı ve başarılı bir çalışma olduğundan bahsedip arşivleri için projelerin kopyalarını aldılar. Teşekkürlerle, Kemaliye’ ye ve Kemaliye insanıyla ilgili hayranlık sözleriyle uğurlandık. Aslında aynı gün İstanbul’ a dönmeyi planlamıştım fakat Erzurum’ dan yapılacak olan uçuşların iptaliyle kendimi Kemaliye’ de buldum. Artık Erzurum-Erzincan-Kemaliye arasındaki bu 3 günlük kısa tatilin verdiği enerjiyle ve tertemiz kar havasını soluyarak metropolümüze dönmeyi umuyorum. İstanbul’ un da hali başka…

23 Ekim 2007 Salı

İç mimar mı ? Ne gerek var...

Mesleğimi çok sevmemin en önemli sebeplerinden birini bugün bir müşteriyle sohbet sırasında tekrar hatırladım. İnsanların içinde bulunmaktan zevk aldığı, huzurlu, yorucu olmayan mekanlar yaratma isteği... ve başarıldığında duyulan memnuniyet sözleri.
Önümde yeni tanıştığım bir bayana ait evin fotoğrafı var. Daracık bir antreden sonra ulaşılan büyük bir salon, insan boyutlarını aşan dolaplar, tasarımına özenilmiş fakat ışığın yanlış açıdan geldiği televizyon köşesi, odanın tarzına uymayan bir halı... Müşteri mutsuz. Aylarca dergilere bakıp kendi çabalarıyla özenerek yaptırdığı ve 1 ay yaşamaya katlanabildiği bu oturma odasını sevmiyor. Bilenler bilir. Bitmiş işi düzeltmek yeniden yapmaktan 10 kat daha zordur. Ama acil çözüm bulmalıyız.
İç mimarın görevi, yıllardır aldığı eğitimin en önemli amaçlarından biri; işlevlerle doğru ölçüleri buluşturmak ve zevkini konuşturup " güzel " alanlar oluşturmaktır. Zamanlarımızın çoğunun kapalı mekanlarda geçtiğini düşünürsek, mekan düzenlemelerinin ruh halimizi ve yaptığımız işi doğrudan etkilediğini inkar edemeyiz.
Yapılan iş konut ise sıkıntılı bir günün ardından gittiğinizde yüzde yüz rahat etmelisiniz. Odanız iyi uyku uyumanızı sağlayacak derecede ışık almalı, yatağınızın yönü doğru, gardrobunuz sabah aceleyle aradığınızı bulmanızı sağlayacak kadar iyi organize edilmiş olmalı. Ofisiniz rutin işlerinizin haricinde bir de planlamasıyla sizi yormamalı. Fotokopi makinasına ulaşmak engelli koşuya dönüşmesin, arkanızdaki dolaptan evrak almak için beliniz kolunuz ağrımasın, renkler sektörünüzü yansıtsın...
Yada bir toplantıdasınız, sohbet sürüyor, karşınızdakilerle iletişiminiz iyi ama yolunda gitmeyen birşeyler var. Işık yanlış yerden mi geliyor, koltuk mu rahatsız, renkler mi sıkıcı ? Sebebi herkesin ilk bakışta bulması mümkün değil. Zaten bir kesime çok kolay gelen mesleğimizin önemi iş bittikten, mekanın içinde yaşamaya başladıktan sonra anlaşılıyor ki o zaman da" geçmiş olsun "
Şimdi ben önümdeki fotoğraftaki yeni halıyı mı değiştirin diyeyim, yeni yapılan dolapları mı kaldırın? Biraz düşüneyim en iyisi....

21 Ekim 2007 Pazar

Taşlar arasında yaşam - Kapadokya

Uykuya hasret kaldığım şu proje döneminde biraz mekan değişikliği olsun, kafalar dağılsın, dinlenilsin diye büyük hevesle gittim Kapadokya'ya. Ama dinlenmek şöyle dursun " şimdi sırasımıymış","beterin beteri varmış","otursaydın ya oturduğun yerde" diye söylenerek geri döndüm. Sabahları sürünerek kalkıp 7' de başladığımız, akşamları oteldeki yemeğe yetişemeden döndüğümüz, ayakların isyan ettiği 4 günlük sıkıştırılmış program gerçekten dolu doluydu. Vicdan azabı çekmeyeyim diye üzerinde düzeltmeler yaparım hevesiyle yanımda götürdüğüm ozalitler, hiç açılamadan bavulun bir köşesinde dolaştı durdu benimle. Herşeye rağmen Kapadokya mutlaka görülmesi gereken bir yer. Müthiş bir yerşekli ve yaşam tarzına sahip...Yer altı şehirleri ve peribacaları içindeki düzenlemeleri görünce bizim kullandığımız bazı detayların yüzyıllar önce çözüldüğünü gördüm. Erciyes Dağının volkanik etkileriyle başlayan bir medeniyet, insanların doğayla mücadele azmi, düşmana karşı korunma içgüdüsüyle ortaya çıkan mimari, bitki örtüsünün fakirliği karşısında gelişen bir şarap kültürü...hepsinden alınacak bir ders var. Görmeyenlere ilkbahar ve sonbaharda gitmelerini tavsiye ederim. Uçhisar'da güneşin batışını seyretmek, bir el sanatları atölyesinde çömlek yapmayı denemek, yeraltı şehrini gezmek ve zaman varsa Erciyes' e gitmek mutlaka yapılması gerekenler arasında...

05 Ekim 2007 Cuma

5 Adet Tarihi Ev Rölövesi

Bir süredir Kültür Bakanlığı tarafından ödenek verilecek olan 5 tarihi evin restorasyon projelerini hazırlıyorum. Daha önce de benzer projeler ve uygulamalar hazırlamıştım. Fakat bu sefer hem kurula teslim edeceğimiz sürenin çok kısıtlı olması, hem de proje sayısının fazla olması biraz sancılı günler geçirmeme sebep oldu. Yaklaşık 15 gündür gecem gündüzüm çizim yapmakla geçiyor diyebilirim. Ama tamamlandığında, yöremizin mimari özelliklerini yansıtan 3 sokağı kapsayan güzel bir iş olacağını düşündükçe seviniyorum.
Bu arada Eylül ayı sonuna kadar hayata geçirmeyi planladığım aksesuar tasarımlarım, dergilere çekim için gönderilmesi gereken ürünler ve yeni siparişlerimiz vardı. Bunları biraz ertelemek zorunda kaldım. Bloğuma da istediğimin zamanı ayıramadım. Ekim ayının 10' u gibi projeleri teslim etmiş olacağım ve koruma kurulu tarafından ilk kontrolleri yapılacak. Ve rahatlamış olarak bekleyen işleri hayata geçireceğim. Mağazamız da yeni bir vitrin düzeni ve orjinal aksesuarlarla yenilenmiş olacak. Çok yakında ...:)

30 Eylül 2007 Pazar


Geçen sene ilki yapılan Kültür Bakanlığı 2006 yılı Ulusal Mimarlık Koruma Ödülleri Mimarlık Yarışması' nda " meydan düzenlemesi " projemizle başarı ödülü almıştık. Bu sene de 2007 yılı Ulusal Mimarlık Yarışması' na hazırladığım yeni bir projeyle katıldık. Bu sefer konumuz " sokak sağlıklaştırma ve hamam restorasyonu ". Sunumlarımızı geçen hafta kargoyla bakanlığa gönderdim. Şimdi sıra Kasım ortalarında açıklanacak olan sonuçları beklemekte. Tabii ki detayları zamanı geldiğinde sizlerle paylaşacağım. Umarım çalışmalarımız bu sene de başarılı bulunur.

24 Eylül 2007 Pazartesi

İstinye Park

Merakla beklediğimiz İstinye Park Alışveriş Merkezi nihayet açıldı. Resmi açılışı Ekim ayı sonunda olacakmış fakat şu anda da girip gezilebiliyor. Bu tesise alışveriş merkezi demek haksızlık olur herhalde. Öncelikle çok büyük bir alana konumlanmış ve klasik alışveriş merkezi anlayışının dışına çıkarak bir kasaba havasında hazırlanmış projesi ile benzerlerinden büyük farkları var. Yerli yabancı birçok marka ve Türkiye' ye ilk defa gelen firmalara ait yaklaşık 300 mağaza bulunuyor. Bunun yanında nostaljik pazar yeri, içinde bakkal, manav, balıkçı gibi küçük esnafın bulunduğu Kadıköy ve Beşiktaş Çarşısı' na benzer çarşı alanları gibi bölümler de oluşturulmuş. Doğal bir ortam oluşturmak için bolca bitki kullanılmış. İstiklal Caddesi' ne benzeyen ana caddeye arabanızı park edip gezintiye başlayabiliyorsunuz, alışveriş merkezi içindeki 40 'a yakın restoranda soluklanabiliyorsunuz.Esprili bir web sitesi de hazırlamışlar,şu adresten ziyaret edebilirsiniz.
İstanbul' un nüfusu arttıkça ve mesafeler uzadıkça her semte böyle bir merkez gerekecek gibi gözüküyor. Kadıköy Çarşısı' nı, İstiklal Caddesi' ni mi özlediniz? Yanıbaşınızdaki alışveriş merkezinde biraz olsun özleminizi giderebilirsiniz.

20 Eylül 2007 Perşembe

2008 iç mekan trendleri

2008 yılının iç mekan trendlerinden artık biraz bahsetmenin zamanı geldi. Genellikle tekstil alanında olduğu gibi mimaride de "trend" olanı, tamamen moda kurbanı olmadan az yada çok kullanmayı seviyoruz...Sanırım önemli olan neyi nerede kullanacağını bilmek, sadelikten uzaklaşmadan detaylarla fark yaratmak. Ve kullandıklarımızı kişiliğimize, yaşam tarzımıza yakıştırabilmek.

İşte 2008' de iç mekan tasarımında kullanılacağı öngörülen 3 farklı tema.Fikriniz olsun:)

1-Zamansızlık ve Sadelik: Gri, gri-mavi, gri-yeşil ve beyaz rengin hakim olduğu mekanlar, sade hatlar son yılların tasarım anlayışının en belirgin özelliği olma yolunda. Özellikle grinin etkisinin 2- 3 yıl daha süreceği konuşuluyor.
2-Etnik: Pekin' de yapılacak olan Beijing Olimpiyatlarının da tetiklemesiyle etnik tarz için büyük bir pazar oluşacağa benziyor. Son yıllarda nereye dönersek karşımıza çıkan Hint işleri, Çin işleri, Rus işleri artarak piyasayı kaplamaya devam edecekler ne yazık ki...
3-Tabiat: 2008' in en baskın trendi. Doğal malzemeler( hasırlar,taşlar,kabuklar) hep hayatımızdaydı ama yine olacaklar. Sık sık telafuz ettiğimiz küresel ısınma, susuzluk, organik, doğal, bitkisel gibi kavramlarla popülerleşen "doğal yaşam arzusu" , tasarımlarda ve mekanlarda da etkisini gösterecek. Yeşil, doğal tonlar, bitkisel dokular bol bol kullanılacak.

19 Eylül 2007 Çarşamba

Mimarın baş tacı programları

1-çizmek için Autocad (alternatifi idecad, ocad bucad)
2-modellemek için 3dsmax (alternatifi Maya, rhino, cinema 4d, sketch-up)
3-sıkıntıdan patlamamak için msn messenger (skype falan da olur)
4-hataları eksikleri kapatmak için photoshop (alternatifi yok)
5-bitirilen çalışmayı müşteriye yollamak için ms office-outlook (openoffice demeyin bana)

( ilk5 ten alıntıdır )

tamamen doğru bir liste...
tabii programların yanında mimarda sabır ve yetenek te olursa iyi olur :)

17 Eylül 2007 Pazartesi

Kentler çocuklarındır..!

Bizim de gönüllü olarak etkinliklerine katıldığımız ve tarihi dokuyu koruma çalışmalarına projelerimizle destek olduğumuz Çekül Vakfı çalışmalarına devam ediyor.ÇEKÜL Vakfı’nın 2003 yılında UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun desteğiyle başlattığı “Kentler Çocuklarındır Kültürel Eğitim Programı” 2007 yılı uygulamaları geçtiğimiz günlerde sona erdi. Çocukların kentlilik bilincinin ve kültürel kimlik duygusunun gelişmesi, yaşadıkları kentin kültürel zenginliğinin farkına varmaları amacıyla ÇEKÜL, 2007 yılında Tarihi Kentler Birliği ile işbirliği yaparak, Tarihi Kentler Birliği’ne üye altı kentte eğitim programını uyguladı. Konusunda uzman eğitmenler tarafından yapılan sunumlar ve etkinliklerle öğrenciler, üç gün boyunca kentlerinin tarihi, coğrafi, arkeolojik, mimari ve folklorik özelliklerini öğrendiler. Muğla, Şanlıurfa, Kayseri, Amasya, Midyat ve Kars kentlerinde yapılan eğitimlerde toplam 116 çocuk kentlerinin “kültür elçisi” oldular. “Kentler Çocuklarındır Kültürel Eğitim Programı”, yıl içerisinde her kentte farklı zamanlarda uygulandı.
2007 yılı çalışmalarına, İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü’nden on iki öğrenci gönüllü eğitimci olarak katıldı. Ayrıca ÇEKÜL Vakfı’nın yereldeki temsilcileri, Tarihi Kentler Birliği’ne üye belediyelerin başkanları ve çalışanları eğitim programına kesintisiz destek verdiler. Eğitimin kısa bir süre önce sona ermesine rağmen, şu anda altı kentteki “kültür elçileri”nin çalışmaları devam ediyor. “Kültür elçileri” belirli aralıklarla bir araya gelerek neler yapabileceklerini planlıyorlar ve yeni projeler üretiyorlar.

13 Eylül 2007 Perşembe

" Beyaz " yalan söylemez

Beyazı oldum olası severim. Beyaz dürüsttür. Üzerine koyduğunuz objeyi olduğu gibi gösterir, saklamaz. Renklerin hakkını verir, yansımalarla değişmelerini önler. Beyazı kullanmak ta cesaret ister dolayısıyla. Beyaz fon üzerinde sergileyeceğiniz tasarımdan çok emin olmanız gerekir. Neyse o dur, farklı gösteremezsiniz.
Fakat mekanlarda hala bu rengi sık kullanamıyoruz. "Çabuk kirlenir", "çok mu sade oldu?" gibi yorumlarla karşılaşıyoruz. Ama verdiği ferahlık hissine alışan da vazgeçemiyor doğrusu.
" Frame "dergisi, Ağustos sayısını beyaz renge ayırmış. Beyaz ile tasarım yapmanın olumlu-olumsuz yönlerinden bahsetmişler. Dergide beyaz kullanarak tasarım yapan birçok sanatçıya yer verilmiş. Peter Callesen de bunlardan biri. Kağıt kesme yöntemiyle ilginç, biraz da esprili eserler yapıyor. İşte birkaç örnek...



12 Eylül 2007 Çarşamba

Tasarım haftasının ardından internette rastladığım bir - iki güzel detayı da sizinle paylaşmak istiyorum. Altta Philippe Starck' tan bir mekan, yanında ilginç fakat biraz yer kaplayan sallanan iskemle...













11 Eylül 2007 Salı

İstanbul Design Week

İstanbul' un en güzel manzaralı noktalarından birinde, ilginç bir sergi mekanı olan Eski Galata Köprüsü' nde gerçekleşen İstanbul Design Week 2007 tasarım festivalini ziyaret etmesem olmazdı. Geçen sene de son gün koştura koştura gitmiştim. Neyse ki bu sene daha önce davrandım. Yine sanatla uzaktan yakından ilgili olan herkesin ilgisini çekebilecek ayrıntılar vardı. Katılımcı sayısı sanki geçen seneden daha fazlaydı. En ilgi çekici standlardan biri de şüphesiz Hüseyin Çağlayan' ın led elbisesini sergilediği bölümdü. Simsiyah kumaş fonun önündeki led elbiseli cansız manken ve lcd ekrandan ibaret olan bu kısım özel güvenlikle korunuyordu. Fikir gerçekten güzel...Bir modacının mimari malzemeyle tasarım yapmasıyla şunu da bir kez daha gördüm ki tasarımcı sadece kendi alanında değil, her alanda bilgi sahibi olmalı. Her alandaki gelişmeleri, malzemeleri, yenilikleri takip etmeli.

Dikkat ettiğim diğer özellik ise firmaların ve tasarımcıların eski ürünleri kullanma çabasıydı. '40 lı, '60 lı yıllardan kalma sehpalar, koltuklar, radyolar, seramikler üzerinde oynanarak yenilenmiş, imaj değiştirmişti. Örneğin ananemin evinden aşina olduğum sehpa fuşya rengiyle karşımdaydı. Nişantaşı' ndaki evlerde rastladığımız eski çiniler bir masanın tablasında kullanılmıştı. Dantelle kaplanmış dev aydınlatma da ilgi çekiciydi.

06 Eylül 2007 Perşembe

Kemaliye - Sn.Bilgin Evi

2007 yılında mimari çalışmalarımızda geleneksel yapılara ve restorasyon projelerine ağırlık verdik. Projesini hazırladığımız ,Tavsan Yönetim Kurulu Başkanı Sn.Cemalettin Bilgin’ e ait Kemaliye’ deki ev de bunlardan biri. İnşaatı süren 3 katlı yapı, Kemaliye’ nin en güzel mahallerinden biri olan Ariki Mahallesi' nin üst kısımlarında konumlanıyor. Harika bir Fırat Nehri manzarasına sahip. Kademeli arazi yapısı ilçeyi de kuşbakışı seyretme imkanı veriyor.
Kaba inşaatı ve dış cephe kaplamasının tamamına yakını biten evin iç dekorasyonu da hızla ilerliyor. Geçtiğimiz haftalarda vitrifiyeleri, seramikleri, vitrayları monte edilmek üzere gönderdik. İmes içindeki Selen Banyo Aksesuarlarından aldığımız bataryalar geçekten çok şık.


Yörenin mimari özelliklerinden olan tepe pencerelerine uygulanan vitraylar da, binanın en göz alıcı detaylarından biri…Eski Osmanlı motiflerinden esinlenerek çizdiğimiz vitray desenlerinin uygulaması da tam istediğimiz gibi olmuş…Şimdi sırada ahşap imalatları var. Odalara yapılacak geleneksel şerbetliklerin, banyolardaki dolapların, mutfak mobilyalarının uygulama projelerini hazırlayıp imalata vereceğiz. İlerleyen aylarda yapının iç mimarisi ve peyzajı tamamen bittiğinde son halini sizlerle paylaşacağım

05 Eylül 2007 Çarşamba

Kanuni' nin oğlu " Cihangir "

Cihangir semtini duydunuz mu? Peki yakın zamanda gittiniz mi? İstanbul' un gerçekten görülesi yerlerinden biri... Bizim ailenin geçmişe ait anılarında çok yeri vardır bu semtin. Annem burada doğduğu evi anlatırken gözleri dolar ( bakınız : yandaki fotoğraf ), yıllar geçmiş olsa da o daracık sokaklarda yaptığı gezintileri hasretle hatırlar. Ananem eski komşularını dilinden düşürmez, "kutu gibi evde çoluk çocuk nasıl da yaşamışız" diye söylenir.
Geçen hafta uzun zamandır gitmediğimiz Cihangir' e gittik. Anılar yine canlandı. Tabii 50 yıl öncesinin Cihangir' iyle şu anki çok farklı. Eskinin mütevazi semti şimdi bohem havaya bürünmüş. Şık cafeler, antikacılar açılmış; kiralar artmış, satılık ev kalmamış. Eski sakinler neredeyse misafir konumuna geçmiş, sonradan gelişen sosyal hayatı merakla seyrediyorlar. Turistler daracık sokaklarda geziyor, kenar köşeyi keşfetmeye çalışıyor. Eski evlerin kapı önlerinde, camlarında hala bakımlı,sarışın,zarif teyzeler var. Esnaf mutlu ve kibar.Orta yaşlıları daha atik; yeni çağa uyum sağlamış. Eski topraklar ise sakin sakin işlerini yürütüyorlar.
50 yıl önceki durumu bilemiyorum ama ben semtin şu anki haline bayılıyorum. Arada bir gidip projelerimde kullanmak üzere aksesuarlar seçmek, eski binaları incelemek, yeni tasarımlarla karşılaşmak hoşuma gidiyor. Devamlı kaldığınızda dar sokaklar, yüksek kiralar, otopark sorunu sıkıntı verebilir. Ama yine de Taksim' e yakın olmanın avantajını yaşayabilirsiniz, Fransız tarzındaki cafelerde yemek molası verebilirsiniz, meşhur Çınar Altı Kahvesi' nde çayınızı içip entellektüel sohbetlere kulak kabartabilirsiniz. Ünlü sanatçılardan 1-2 simaya rastlarsanız da cabası...

31 Ağustos 2007 Cuma

Mor Renk

Çok küçük yaşlardan beri mor renge olan düşkünlüğümü ailem ve arkadaşlarımın çoğu bilirler. O kadar ki düşkünlüğüm bu yaşlara kadar devam etti ve hatta firma ismimize de ilham verdi. Ofisimi her gören öncelikle renklerin iyi seçilmiş olduğunu ve genel havanın olumlu enerji verdiğini söyleme ihtiyacı duyuyor.
İşin sırrı meğer "mor renk" teymiş :) Benim iç güdüsel olarak peşinden koştuğum bu renk, insanı mutlu yapan tek renkmiş. Okuduğum bir yazıya göre: Kırmızı insanı aktif yapar, mavi dinlendirirmiş. Kırmızı ve mavinin karışımı olan mor ise insan ruhunu dengeye kavuşturur ve mutluluk hormonunu kışkırtırmış. İşte heryerde aradığımız mutluluğun sırrı...:)

23 Ağustos 2007 Perşembe

ASSOS - GİZLİ CENNET


Geçtiğimiz günlerde kısa bir tatil için Assos' taydık. Gerçekten de görmeyenlere şiddetle tavsiye edeceğim bir yer...Zeytin ağaçları, denizi, taş evleri ve tarihi kalıntılarıyla hem ilham verici hem de dinlendirici özelliklere sahip...Ben de bu nimetlerden faydalanarak, üreteceğim aksesuarlarda kullanmak amacıyla bol bol taş, kabuk vb malzeme topladım; mimari arşivime eklemek için de onlarca fotoğraf çektim.
Bizim kaldığımız yer Assos' a 7 km mesafedeki bir tatil köyüydü. Ama sık sık merkeze gidip incik boncuk alışverişi :) yapıp tarihi yerleri gezdik.
Mimari özelliklerini Yunan Medeniyeti' nden alan Assos' ta taş işçiliği ön planda.Tepede bulunan Athena Tapınağı, kentin sembolü diyebiliriz. Özellikle bu sıcakta oraya kadar çıkmak biraz zahmetli olsa da yolun kenarına kurulan tezgahlara bakınarak bir çırpıda tırmanıyorsunuz. Üstelik tepeden aşağıya bakınca da kendinizle gurur duyacaksınız :)Eşe dosta hediyelik almak isterseniz seçenekleriniz: otantik takılar, keten örtüler, Assos yazılı havlu, anahtarlık, küllük ve benzeri ıvır zıvır .Ve tabii ki zeytinyağı...Sakın almadan dönmeyin çünkü şehirlerde satılanlarda aynı lezzeti bulmanız çok zor.
Yöredeki tek problem ulaşım diyebilirim. Bizim gibi özel arabanız olmadan gidecekseniz işiniz zor. Çevreyi gezmek için taksilerden yaralanmanız gerekir ki herzaman bulamıyorsunuz ve biraz masraflı oluyor. Kalacağınız yer Assos Merkez' e uzaksa minübüslerle ulaşım sağlanabiliyor. Fakat son kalkış saatleri 18:30 :) Dolayısıyla akşamları canlı müzik dinleyebileceğiniz mekanlara gitmek için dönüşte taksi sırası beklemeyi yada yürümeyi göze almak gerekiyor.

21 Ağustos 2007 Salı

Tarihi Kentler Birliği Elazığ Buluşması


TKB 2007 yılının üçüncü seminerini Elazığ'da gerçekleştirdi. 4-5 Ağustos 2007 tarihleri arasındaki seminerin başlığı “Geleneksel Kent Dokularının Yeni Gelişme Alanlarıyla Buluşması”ydı.Kemaliye Belediye Başkanı' mızın da konuşmacı olarak katıldığı seminerde biz de davetliler arasındaydık...Çeşitli yarışmalarda ödül kazanan restorasyon projelerimizi diğer katılımcılarla paylaştık ve beğeni topladık.
Elazığ' ın kültürel zenginliği, misafirperverliği ve doğuda karşılaşmayı ummadığımız modernliği ise gerçekten etkileyiciydi.



Özellikle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Enis Yeter'in Avrupa'da birçok kentte bin yıllık eserleri görebilme imkanı bulunduğu örnek vererek "Portakal bahçeli meydanlara açılan sokak dokularını 21. yüzyıla taşımışlar. Nerede bizim sokak dokularımız? Nerede geleneksel yapılarımız? Kültür yoksa kent de yok. Bu sloganı tüm Türk insanının bilincine yerleştirmek TKB yöneticilerine tavsiyemdir. Ne kadar toplumumuza anlatırsak, inandırırsak o kadar çok şey kazanmış olacağız." şeklindeki konuşması toplantının amacını özetler gibiydi.