24 Mart 2014 Pazartesi
8 Ocak 2014 Çarşamba
BRÜKSEL, BRUGGE, AMSTERDAM
Üniversite de okurken mobilya tasarımı hocamız " Gözünüz hep açık olsun.İzlediğiniz filmlerde bile mekana, mobilyalara, ışığa mutlaka bakın, hatta hoşunuza giden detayları not alın." derdi. Yıllardır gittiğim mekanlarda, izlediğim gösterilerde, televizyon programlarında bu sözü aklımdan çıkarmamaya çalışırım.
Brüksel - Brugge - Amsterdam rotasını takip ettiğimiz son seyahatimizde de bu şehirlerin mimari dokusunu, vitrinlerini, heykellerini, şehir planlamasıyla ilgili detayları inceleyip durduk. Dolayısıyla bizim tatil de bu anlamda bol bol mimari fotoğraf çekerek geçti diyebilirim.
Zaten işini severek yapan bir mimarın serbest zamanlarında kendini mesleğinden soyutlayabilmesi ne kadar mümkündür bilmem. İşiyle hayatı o kadar iç içedir ki ister istemez gördüğü mimari yapıları, dokuları, hafızasına yada makinasına kaydeder. Benim de not defterim, fotoğraf makinam hep iş başındadır. Zaten bence bir mimarın tasarımındaki çıkış noktaları öncelikle yaratıcılığı ve eğitimi, sonra da gözlem yeteneğidir. Etrafı incelemek, iyi yada kötü örnekleri görmek mutlaka bizi olumlu yönde etkileyecektir.
Brüksel' de modern cephe tasarımıyla bir son dönem yapısı.
Brugge' da restorasyon aşamasındaki tarihi ev.
Brugge- rastgele yerleştirilmiş gibi duran çıkmaların ve
farklı malzemelerin oluşturduğu ahenk.
Amsterdam - Bitişik nizam yapıların uyumuna ve
bu uyum bozulmadan günümüze kadar ulaşabilmesine hayret etmemek mümkün değil.
Brüksel - küçük ama hala fonksiyonel.
Ev, sokak, kaldırım ilişkisi yıllardır bozulmamış.
Bizde olsa kapı eşiği çoktan asfalt yolun hizasının altında kalmıştı.(İstanbul' daki tarihi sokak çeşmelerinin ne kadar çukurda kaldığına hiç dikkat ettiniz mi?)
3 Ocak 2014 Cuma
23 Aralık 2013 Pazartesi
KEMALİYE MİMARİSİ
Kemav Vakfı' nın 10. kuruluş yıldönümü sebebiyle planlanan " KEMAV 10 yaşında Etkinlikleri" kapsamında gerçekleştirilecek olan " Kemaliye Tanıtım Günü" ne bizler de " Özgün Kemaliye Mimarisi" konulu sunumumuzla katılacağız. Tanıtım günü etkinliği 28.12.2013 günü saat 14:00-16:15 arasında Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Farabi Salonu, Sıhhiye Ankara adresinde düzenlenecektir.Aşağıda programı görebilirsiniz.
Program
14:00 Açılış konuşmaları
Davetli Misafirler
İsmail YÜCEL KEMAV Başkanı
14:15 Saklı Cennet Kemaliye(Eğin) Sunumu
Sıtkı FIRAT -Sanatçı, KEMAV Mütevelli Heyeti Üyesi
14:30 Kemaliye(Eğin) nin ve KEMAV' ın Genel Tanıtımı
Günhan ÜNSAL -KEMAV Yönetim Kurulu Üyesi
14:45 Özgün Kemaliye(Eğin ) Mimarisi
Eray PARLAKKAYA-KEMAV Özgün Mimariyi Koruma ve Yaşatma Komitesi Üyesi
15:00 Geleneksel Kemaliye(Eğin) Kıyafetleri Defilesi
Kadriye Ayda ÜNAL - KEMAV Yönetim Kurulu Üyesi
15:30 Kemaliye(Eğin) Doğa Tarihi Müzesi Türkiyede bir ilk
Prof.Dr.Ali DEMİRSOY - KEMAV Mütevelli Heyeti Üyesi
16:00 Kemaliye Kültür Ve Kalkındırma Derneği Folklor Gösterisi
16:15 Kapanış
14:00 Açılış konuşmaları
Davetli Misafirler
İsmail YÜCEL KEMAV Başkanı
14:15 Saklı Cennet Kemaliye(Eğin) Sunumu
Sıtkı FIRAT -Sanatçı, KEMAV Mütevelli Heyeti Üyesi
14:30 Kemaliye(Eğin) nin ve KEMAV' ın Genel Tanıtımı
Günhan ÜNSAL -KEMAV Yönetim Kurulu Üyesi
14:45 Özgün Kemaliye(Eğin ) Mimarisi
Eray PARLAKKAYA-KEMAV Özgün Mimariyi Koruma ve Yaşatma Komitesi Üyesi
15:00 Geleneksel Kemaliye(Eğin) Kıyafetleri Defilesi
Kadriye Ayda ÜNAL - KEMAV Yönetim Kurulu Üyesi
15:30 Kemaliye(Eğin) Doğa Tarihi Müzesi Türkiyede bir ilk
Prof.Dr.Ali DEMİRSOY - KEMAV Mütevelli Heyeti Üyesi
16:00 Kemaliye Kültür Ve Kalkındırma Derneği Folklor Gösterisi
16:15 Kapanış
DÜĞÜN DERNEK FİLMİ VE KEMALİYE
Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren, eğlenceli ve hareketli tarzıyla özellikler gençler tarafından beğenilen "DÜĞÜN DERNEK " filminin çekimleri Kemaliye, Polonezköy ve Sivas' ta gerçekleştirilmiş. Filmin bizi ilgilendiren tarafı ise projesini çizdiğimiz camii de çekilmiş olan sahneleri ve Kemaliye' de restorasyonunu yaptığımız diğer yapıların da kıyısından köşesinden filimde gözükmesiydi. Filmin Sivas' ta geçiyor olması ve Kemaliye' den bahsedilmemesini göz ardı edersek, yine de Kemaliye' nin tanıtımına katkısının olacağını düşünüyoruz.
FATMA LİBAS TİRYAKİOĞLU CAMİİ
Erzincan İli Kemaliye İlçesi Hacı Yusuf Mahallesi Pafta 7 Ada 110 Parsel 1' de bulunmaktadır. Kemaliye eşrafından Mehmet Hayrettin Tiryakioğlu' nun 11 Mayıs 1962 tarihindeki vasiyetine göre Kemaliye Müftülüğünce yaptırılmıştır. 2007 yılında Y. Mimar Eray Parlakkaya tarafından projelendirilmiş, aynı sene uygulanmaya başlanmış 2009 senesi içinde inşaatı tamamlanmıştır.
Fotoğraf : Osman Topaloğlu
Erzincan İli Kemaliye İlçesi Hacı Yusuf Mahallesi Pafta 7 Ada 110 Parsel 1' de bulunmaktadır. Kemaliye eşrafından Mehmet Hayrettin Tiryakioğlu' nun 11 Mayıs 1962 tarihindeki vasiyetine göre Kemaliye Müftülüğünce yaptırılmıştır. 2007 yılında Y. Mimar Eray Parlakkaya tarafından projelendirilmiş, aynı sene uygulanmaya başlanmış 2009 senesi içinde inşaatı tamamlanmıştır.
Fotoğraf : Osman Topaloğlu
Filmden bir kare
11 Ekim 2013 Cuma
4 Temmuz 2013 Perşembe
"KEMALİYE - TARİHİ ÇARŞI" RESTORASYON PROJESİ
Geçtiğimiz aylarda üzerinde çalıştığımız "KEMALİYE TARİHİ ÇARŞI " projesi Haziran 2013' de Kültür Bakanlığı Koruma Kurulu tarafından onaylandı.
Büyük beğeni kazanan projemizin uygulamasının da başarılı bir şekilde gerçekleşeceğine inanıyoruz.Böylelikle ilçenin sosyal yaşamına ve turizm hareketine büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz.
Kemaliye Tarihi Çarşı alanı ilçenin 10 mahallesinden biri olan Dörtyolağzı Mahallesi sınırları içinde yer alır % 30 – 45 eğimli arazi, çarşının konumlandığı alanda düzleşerek yerleşim alanının diğer yerlerine oranla daha olumlu yapılanma koşulları sağlar.
Özgün durumunda çarşıda 3 meydan bulunmaktaydı. Bunlar Söğütlü Meydanı, Buğday Meydanı ve Hacı Evliya Meydanı’dır. Eski dükkanların arazi üzerindeki konumu mevcut yol düzenleri araziye paralel ve dik yolların düzenleri bu meydanlara göre gelişmiştir. Dükkanlar, bu yolların ve meydanların yanlarında sıralanır. Yollar, cami, hamam, çeşme gibi yapılarla sonlanır.
Mevcut durumda çarşıda bakkal, tuhafiye, kasap, fırın, sobacı, manav, derici, lokanta, berber, terzi,kırtasiye, elektrikçi,otobüs yazıhanesi, hediyelik eşya, pastane, balıkçı, eczane, nalbur, otel-lokanta, demirci, taksi-minibüs yazıhanesi, beyaz eşya, çeyiz, marangoz v.b. olmak üzere çeşitli esnaf bulunmaktadır. Günümüzdeki tasarım, zaman içinde gelişi güzel mekan ihtiyacı ortaya çıktıkça eklenen birimlerden oluşmaktadır. Yeni tasarım aşamasında çarşı bir bütün olarak ele alınmış, projenin özgün dokusuyla uyum sağlamasına özen gösterilmiştir.
Uzun yıllardan günümüze Kemaliye kültürünün yaşayan parçası olan Kemaliye Tarihi Çarşısı' nın restorasyonuyla tarihi mirasın gelecek nesillere taşınması, kentsel koruma alanında gerçekleşmiş olacaktır. Dükkanların mal sahiplerince kullanımları devam edecek veya farklı kişiler tarafından işletilebilecektir. Eski işlevi depo olan dükkanlar onarımlarının yapılmasıyla yeni işlevlerinde yöresel yemek lokantası, el sanatları atölyesi, kültür evi, hediyelik eşya dükkanı gibi fonksiyonlar verilerek bölge kültürünün yaşatılması sağlanacaktır.
RÖLÖVELER
28 Haziran 2013 Cuma
TARİHİ EVLERDE AYDINLATMA
Daha önce uluslararası "Balkan Light 2012" kongresinde bildiri olarak sunulan, Tarihi Kemaliye ve Safranbolu Evlerinde Doğal Aydınlatma" isimli araştırmamız; 19-20 Nisan 2013 tarihlerinde İstanbul Dünya Ticaret Merkezi' nde ( İDTN) gerçekleşen 9. Ulusal Aydınlatma Kongresi' de sunumlu poster olarak katıldı.
25 Şubat 2013 Pazartesi
ACADEMIC HOSPITAL- ATAŞEHİR HASTANESİ İÇ MİMARİ PROJESİ
ÖN CEPHE
ZEMİN KAT-BEKLEME BÖLÜMÜ
ZEMİN KAT -KARŞILAMA BÖLÜMÜ
1. KAT KARŞILAMA BÖLÜMÜ
1. KAT- DOKTOR ODASI
ZEMİN KAT-ACİL SERVİS
ZEMİN KAT-ACİL SERVİS BEKLEME BÖLÜMÜ
22 Ocak 2013 Salı
7 Ocak 2013 Pazartesi
8 Kasım 2012 Perşembe
KANEPE SORUNU
Bu sefer özel imalat yapmayalım; piyasada onlarca seçenek var, modellerden model beğenip bir kanepe alıverelim dedik.
Ve o andan itibaren kanepe konusu bizim için artık bir problemdi.
Daha önce beraber çalıştığımız, bildiğimiz firmalardan başladık gezmeye. Birincide olmazsa ikincide aradığımızı bulacağımıza o kadar emindik ki. Zaten aradığımızın ne olduğunu da çok iyi biliyorduk ve aslında ağır şartlarımız da yoktu. Kol kısmı geniş olsun, ama olmayabilir de. Ayakları metal olmasın ama olabilir de. Oturma yeri monoblok yada minderli farketmez. Yeter ki rahat olsun diye düşündük. Ama işin içine girince anladık ki " yeter ki rahat olsun " derken çok fazla beklenti içine girmişiz. 2-3 mağaza gezince başarıya ulaşacağımızı düşünürken bir baktık ki Modoko, Addresİstanbul, Kalamış-Erenköy arasındaki bütün mobilya mağazalarını tek tek dolaşmışız.
Bu sene trend yatak gibi kanepeler. Bir dönemin modası "çek-yat" olayının ortadan kalkması, televizyon karşısında rahat oturumlara yönelme gibi düşüncelerle tasarlanan ürünler karşıdan gerçekten de çok güzel görünüyorlar. Çift renkli kumaş ve bol yastık kullanımıyla göz dolduruyorlar. Fakat iş düzgün bir şekilde oturmaya gelince bir türlü rahat pozisyonu bulamıyorsunuz. Bir çoğunda minder derinlikleri oturmaya müsait değil. Ayaklarınızı yanınıza çekip kıvırmanız ya da boylu boyunca uzanmanız gerekiyor. Pozisyon değiştiriken elinizde bir fincan kahve varsa, uzanıp bırakmaya kalksanız çaresiz durumda kalabilirsiniz. Bu kadar sızlanmayalım, seçenekler arasında rahat kanepeler yok muydu? Tabii ki vardı. Alman ve İtalyan tasarımcıların elinden çıkan ödüllü tasarımlar hemen kendini belli ediyordu. Özellikle Addresistanbul' da bulunan Leolux firması, dışarıdan bakıldığında estetik kaygıları olmayan ama oturur oturmaz ergonomik tasarımdaki profesyonelliklerini hemen anlayacağınız tasarımlar sunuyor.
Leolux Kanepe
Aslında bizim kanepeyi kullanacağımız mekan çok modern değil. İthal ürünler metal ayakları ve keskin hatlarıyla diğer mobilyalara pek uymayacaktı. Buna rağmen rahatlıklarıyla beğenimizi kazanan modelleri almaya kalktık ama geliş süreleri 2 buçuk - 4 ay arasında değişiyordu ve kumaş seçenekleri çok azdı. Teşhirdeki ürünler de boyut ve renk olarak isteklerimize cevap veremeyince yerli firmalara yöneldik.
Yerli tasarımcılara ait gördüğümüz ilk model uzaktan çok hoştu, ama oturunca kalkamadık. Minder öyle yumuşaktı ki. Ayrıca eğim de arkaya doğruydu, öne uzanmaya kalkınca kanepe sizi arkaya doğru çekiyordu. İkinci model pek aradığımız gibi değildi ama dış güzelliğin ne önemi vardı. İçi güzelse, rahatsa kabullenebilirdik. Fakat bu sefer de oturma yeri derinliği bir hayli fazlaydı. Sırtımı yaslamaya kalktığımda ayaklarım havada kaldı. Sırtımı ve kol altımı yastıklarla doldurdum, ama en ufak harekette yastıklar sıkıştıkları yerden kurtulabilirlerdi. İkinci mağazada da arayışlar aynı şekilde devam etti. Ama sonuç aynıydı. Kanepelerin tamamının oturma kısmı haddinden fazla derin, alçak ya da yüksekti. Bel boşluğum hiçbir zaman dolmadı, ayaklarım havada kaldı, oturdum kalkamadım vs. Yine de uygun bir tasarım bulmaya kararlıydım. Yıllardır kalitesine güvendiğim, her aldığım ürününü tepe tepe kullandığım Casa Mobilya da karar kıldım. Müsterilerimize aldığımız ürünler haricinde, 15 yıldır annemlerin kullandığı oturma grubundan ve 4 senedir bizim çalışma odamızda kullandığımız kanepe ve koltuktan o kadar memnunuz ki... Bu sefer de aklımızın yattığı, içimizin sevdiği 2 modeli Casa Mobilya' da bulduk. İkisinden birini seçeceğiz. Misafirlerimiz de rahat edebilir, biz de akşamları sorunsuz oturabiliriz gibi görünüyor. Şimdilik kanepe sorununu çözdük gibi.
Casa Diva Kanepe
Casa Fly Modeli
11 Ekim 2012 Perşembe
ENDONEZYA MİMARİSİNİN İSTANBUL' DAKİ YANSIMASI
Village Park Country Resort, Uzakdoğu tarzı mimari öğeler ile tasarlanan villaları ve zen bahçesi ile farklı bir mimari atmosferin yakalandığı, dekorasyona dair her detayıyla yurtdışına gitmişsiniz hissi veren bir tesis. Sadece taş ve ahşap kullanılarak uygulanmış olan binaları; az katlı yapılarda beton kullanılmadan aslında daha mutlu olacağımızı düşündürdü bana.
Tesis büyük bir araziye yayılmış bir çok bölümden oluşuyor. Villalar bölümü, Matsu Spa bölümü ve buradaki özel villalar, restoran binası,küçük bir kapalı havuz, açık havuz ve yanında kafeteryası, Türk hamamı, jakuzi, masaj bölümleri, sauna odası, buhar banyosu odası ve giyinme odaları fonksiyonel bir biçimde çözümlenmiş. Kullanılan malzemeler ve renkler de mekanların işlevleriyle çok uyumlu. Spa ve masaj bölümlerinde bol miktarda ahşap ve mozaik kullanılmış. Türk hamamında kullanılan mermer işçiliği, sade desenli çiniler kaliteli bir görüntü oluşturmuş. Göbek taşı üzerinde uygulanan kubbe ve içindeki boya uygulaması tavan penceresi gibi algılanıyor. Masaj bölümündeki aydınlatma gerektiği gibi loş ve rahatlatıcı.
Jakuzi konum olarak tamamen camlı, zen bahçesine bakan bir cumbaya yerleştirilmiş. Yanında dinlenme şezlongları ve çakıl taşlarından oluşturulmuş zemini ile son derece keyifli bir kısım. Sadece jakuzinin mahremiyeti sağlanırsa daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum. Ortada geçiş alanında ve biraz ayak altında oluşundan dolayı pek kullanma isteği doğurmuyor. Konaklama ve spa bölümleri dışında şirketlerin kullanabileceği toplantı odaları sakin ve teknolojik donanımlı olduğu için iş veriminizi attıracak nitelikteler.
1 Ekim 2012 Pazartesi
TKB BURSA BULUŞMASINDA ÖRNEK BİR KÖY: APÇAĞA
Kültür Birlikteliğini oluşturan TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ’nin (TKB) olağan toplantılarından biri olan "Kırsal Yaşam, Kırsal Mimari Sempozyumu” 06-09 EYLÜL 2012 tarihleri arasında Bursa' da gerçekleşti. Toplantıda kentler için hayati önem taşıyan kale-çarşı-mahalle üçlüsünün ardından “kentleri besleyen”, geleneksel yaşam kültürünün hâlâ rengini koruduğu köyler gündeme getirilmiş oldu.
Tayyare Kültür Merkezi’nde yapılan sempozyumda yerli ve yabancı uzmanlar kadar köylerini yaşatmaya çalışan değişik kesimlerden temsilciler de söz aldı.
Özgün mimarisi ve doğasıyla daima gündemde olan APÇAĞA Köyü bu sempozyumda tüm Türkiye' den seçilen 4 köy arasındaydı.
1. CUMALIKIZIK (Yıldırım-Bursa)
2. YÖRÜK KÖYÜ (Safranbolu/ Karabük)
3. DARKALE (Soma/ Manisa)
4. APÇAĞA (Kemaliye/ Erzincan)
07.EYLÜL 2012 günü “ APÇAĞA’DA KIRSAL YAŞAM VE KIRSAL MİMARİ” konu başlığı ile yapılan sunumda köyün zengin kültürel değerleri ve yaşam biçimi aktarıldı. Firmamız tarafımızdan rölöve ve restorasyon projeleri hazırlanan Yakupağa Konağı ve yeni yapı örneklerinden köy fırını,kır kahvesi ve Ahmet Kutsi Tecer Müzesi projeleri de görsellerle sunuldu.
Sempozyum Prof. Dr.Metin Sözen' in değerlendirmesiyle sona erdi. " Bu toplantının canlı olmasının nedeni köylerin sahiplerinin köye emek verenlerin burada olmasıdır. " diyerek konuşmasına başlayan Sözen şöyle devam etti." Dünkü ilişkiler ağını bilmediğimiz zaman köyümüzü de kasabamızı da kentimizi de büyük şehri de anlayamayız. Büyük resmi görmek zorundayız. Halk bu köylerde bu kentlerde beraber oturmak bu bereberliğin gücünü göstermek istiyor. Köylerden başlamayan hayat büyük şehirlerde hüsrana uğrar. Köyden kopanlar büyük şehirlerin varoşlarında hayatlarının zorlu anlarını geçirir. Bu yüzden tepeden tırnağa yeni bir Türkiye' nin düşünü kurmak zorundayız. "
17 Ağustos 2012 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







































