sinem parlakkaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinem parlakkaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2009 Cumartesi

2009 Yılı

"Türkiye' nin Kadın Girişimcisi"

yarışmasında ilk 5 finalistten biriyim...

Garanti Bankası ile Ekonomist dergisi işbirliği ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’ nin katkıları ile düzenlenen 2009 yılı Türkiye’ nin Kadın Girişimcisi Yarışması’ nda 2.119 kadın girişimci arasından Türkiye’ nin Kadın Sosyal Girişimcisi kategorisinde ilk 5 finalist arasına girmeye hak kazandım. Tamamen tesadüf eseri katıldığım bu yarışmada büyük katılımın olduğunu ve finale kaldığımı öğrenmek gündemimi bir anda değiştirdi. Birinciyi seçmek üzere yapılan mülakata gittiğim gün hepsi alanında başarılı ve yaşça benden bir hayli büyük diğer 4 finalistle tanışma şansım oldu. Sosyal sorumluluk adına kadınların çabalar gösterdiğini, ilerici ve yenilikçi adımlar attığını görmek mutluluk vericiydi. Kimisi gıda sektöründe, kimisi sinema alanında, kimisi ticari çalışmalarıyla finale kalmıştı. Bense restorasyon projeleri, sözlü tarih çalışmaları ve geleneksel motiflerden esinlenerek hazırladığım mobilyalarımla finaldeyim. Yarışmanın sonucu yaklaşık 1 hafta sonra belli olacakmış. 2119 kişiden ilk 5te yer almak tabii ki benim için büyü bir adım ama umarım birinci olurum. :)

11 Temmuz 2008 Cuma

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK MERKEZ LABORATUARI DEKORASYON PROJESİ

Uzun bir aradan sonra merhaba... İş yoğunluğu, bahar ve yazın gelişinin bünyede yarattığı gevşeme derken bloğumuza epeyce ara vermişim.

Bu arada İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Ana Bilim Dalı Merkez Laboratuarı dekorasyon projesini yapıyordum. Yaklaşık 2 aydır süren çalışmamız nihayet sonuçlandı. Detaylı görüşmeler sonucu hazırladığım proje ve yaptığımız uygulama başarılı bir şekilde tamamlanarak hastane çalışanları tarafından da büyük takdir ve beğeni kazandı. Mekanın düzenlemesinde önceliği doğru planlamaya verdim. Doğru işleyen plandan sonra pozitif enerji verecek renkler kullanmaya, yoğun kullanımdan etkilenmeyecek malzemeler seçmeye özen gösterdim. Bildiğimiz hastane önyargısından uzak, doktorların uzun mesailerini verecekleri bu iş ortamlarına evlerinde gibi hissedecekleri sıcak bir hava vermeye çalıştım. Bu çalışma sırasında Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Feyza Darendeliler ve Dr.Firdevs Baş 'ı ve Bilim Dalı'nın diğer çalışanlarını tanımaktan çok memnun oldum. Artık daha zevkle çalışacakları yeni mekanlarında ,başarılı çalışmalarını sürdürmelerini diliyorum.






6 Mart 2008 Perşembe

Türk İşkadınları Rehberi' ndeyiz...

İlk defa yayınlanan Türk İş Kadınları Rehberi bugün elime ulaştı. Biz de Menekşe Tasarım olarak bu kaynak içinde tanıtım sayfamız,reklam sayfası ve tanıtım filmimiz ile yer alıyoruz Hemen hemen her sektörden kendi alanında başarılı kadın girişimcilerin yer aldığı bu kaynak, içeriği ve görselliğiyle gerçekten de başarılı bir çalışma olmuş. Tanıtımı ve dağıtımı da yeterli düzeyde yapıldığında bu rehber hem kişilerin ve firmaların hedef kitlelerine ulaşmasını sağlayacak, hem de kadınlar arası dayanışmayı güçlendirecektir.

23 Ekim 2007 Salı

İç mimar mı ? Ne gerek var...

Mesleğimi çok sevmemin en önemli sebeplerinden birini bugün bir müşteriyle sohbet sırasında tekrar hatırladım. İnsanların içinde bulunmaktan zevk aldığı, huzurlu, yorucu olmayan mekanlar yaratma isteği... ve başarıldığında duyulan memnuniyet sözleri.
Önümde yeni tanıştığım bir bayana ait evin fotoğrafı var. Daracık bir antreden sonra ulaşılan büyük bir salon, insan boyutlarını aşan dolaplar, tasarımına özenilmiş fakat ışığın yanlış açıdan geldiği televizyon köşesi, odanın tarzına uymayan bir halı... Müşteri mutsuz. Aylarca dergilere bakıp kendi çabalarıyla özenerek yaptırdığı ve 1 ay yaşamaya katlanabildiği bu oturma odasını sevmiyor. Bilenler bilir. Bitmiş işi düzeltmek yeniden yapmaktan 10 kat daha zordur. Ama acil çözüm bulmalıyız.
İç mimarın görevi, yıllardır aldığı eğitimin en önemli amaçlarından biri; işlevlerle doğru ölçüleri buluşturmak ve zevkini konuşturup " güzel " alanlar oluşturmaktır. Zamanlarımızın çoğunun kapalı mekanlarda geçtiğini düşünürsek, mekan düzenlemelerinin ruh halimizi ve yaptığımız işi doğrudan etkilediğini inkar edemeyiz.
Yapılan iş konut ise sıkıntılı bir günün ardından gittiğinizde yüzde yüz rahat etmelisiniz. Odanız iyi uyku uyumanızı sağlayacak derecede ışık almalı, yatağınızın yönü doğru, gardrobunuz sabah aceleyle aradığınızı bulmanızı sağlayacak kadar iyi organize edilmiş olmalı. Ofisiniz rutin işlerinizin haricinde bir de planlamasıyla sizi yormamalı. Fotokopi makinasına ulaşmak engelli koşuya dönüşmesin, arkanızdaki dolaptan evrak almak için beliniz kolunuz ağrımasın, renkler sektörünüzü yansıtsın...
Yada bir toplantıdasınız, sohbet sürüyor, karşınızdakilerle iletişiminiz iyi ama yolunda gitmeyen birşeyler var. Işık yanlış yerden mi geliyor, koltuk mu rahatsız, renkler mi sıkıcı ? Sebebi herkesin ilk bakışta bulması mümkün değil. Zaten bir kesime çok kolay gelen mesleğimizin önemi iş bittikten, mekanın içinde yaşamaya başladıktan sonra anlaşılıyor ki o zaman da" geçmiş olsun "
Şimdi ben önümdeki fotoğraftaki yeni halıyı mı değiştirin diyeyim, yeni yapılan dolapları mı kaldırın? Biraz düşüneyim en iyisi....

31 Ağustos 2007 Cuma

Mor Renk

Çok küçük yaşlardan beri mor renge olan düşkünlüğümü ailem ve arkadaşlarımın çoğu bilirler. O kadar ki düşkünlüğüm bu yaşlara kadar devam etti ve hatta firma ismimize de ilham verdi. Ofisimi her gören öncelikle renklerin iyi seçilmiş olduğunu ve genel havanın olumlu enerji verdiğini söyleme ihtiyacı duyuyor.
İşin sırrı meğer "mor renk" teymiş :) Benim iç güdüsel olarak peşinden koştuğum bu renk, insanı mutlu yapan tek renkmiş. Okuduğum bir yazıya göre: Kırmızı insanı aktif yapar, mavi dinlendirirmiş. Kırmızı ve mavinin karışımı olan mor ise insan ruhunu dengeye kavuşturur ve mutluluk hormonunu kışkırtırmış. İşte heryerde aradığımız mutluluğun sırrı...:)