4 Şubat 2012 Cumartesi

KIŞ = ÖRGÜ MEVSİMİ

Kışın en zevkli hobilerden biri kuşkusuz örgü örmektir diye düşünüyorum. Meraklıları bilirler, farklı modeller araştırırsınız, başladınızmı bitirmeden aklınızı başka işe veremezsiniz. Ben bile özellikle lise- üniversite yaıllarında ciddi mesai harcadığımı ve bayağı da  iş çıkardığımı hatırlıyorum.  
Zaten kendimi bildim bileli anneannemin, babaannemin ve annemin örgü konusundaki marifetleri meşhurdur. Hala annem için kış demek renkli yünlerle ve çeşitli şişlerle geçen akşamlar demektir. O kadar zevkle yoğunlaşarak örüyor  ve ortaya harika işler çıkartıyor ki...
Bu örgü işine siz de meraklıysanız kış geçmeden aşağıdaki fikirlerden yararlanın derim.  Hem çok orjinal hem de sıcacık tutacak tasarımlarla evlerinizi farklılaştırabilirsiniz.

Bu sandalye döşemesi biraz iddialı bir üretim. Örebilen lütfen beni haberdar etsin !

Fotoğraftaki örtünün çok benzeri hem babaannem hem de anneannem tarafından yapılmıştı, 
severek kullanıyorum.

Bu yastık kolay gözüküyor, tam örebileceğim cinsten...

Puf kılıfı da yastıktan sonraki hedefim olsun :) Yapınca mutlaka paylaşacağım.

2 Şubat 2012 Perşembe

NİCE MUTLU YILLARA SEÇOMUZ

  
Doğum günü pastamız - PELİT' e teşekkürler, yine bizi yanıltmadı.


Soframız- Menü annemle benim ortak çalışmamız. Dolması yine muhteşemdi, kabak salatasına doyamadım, Benim barbunyam ve makarna salatam da gayet başarılıydı, tevazuya gerek yok :)


Veee gecenin assolisti  içli köfte-Anneciğimin maharetli ellerinden çıktı ve hepimizi mest etti. 





LAVANDA BUTİK OTEL

Bu soğuk ve karlı havada eğer İstanbul' da yaşıyorsanız haftasonu tatili için gidebileceğiniz bir butik otel önermek istiyorum.Lavanda Butik Otel. Şile yolu üzerinde, Ulupelit köyünde bulunan bu mekan gerek Akdeniz mutfağından oluşan menüsü, gerek odaların dekorasyonu, gerekse büyük bahçesi ve içinde bulunduğu doğayla size huzurlu ve kaliteli bir tatil vadediyor.
İçinde bir de spa merkezi de olan mekan, hem kış hem de yaz kaçamakları için ideal bir ortam sunuyor. Odaları Manolya, Sığla, Erguvan, Ardıç, Servi, Ladin, Sedir, Meşe ve Kayın olarak isimlendirmişler. Fransız Country stilinde düzenlenmiş odalarda her detay incelikle düşünülmüş.Başucu kitabınız, dantel örtüler, taze çiçekler..

Kaldığımız "Sedir" oda

Aynı zamanda dostlarımız olan bir aileye ait bu işletmeye ilk olarak yaklaşık 1 sene önce gittik ve  kısa tatilde spasından, havuzundan ve yemeklerinden fazlasıyla memnun kaldık. Fiyatlar ise bu kalite ve hizmetin karşılığında makul diyebileceğimiz düzeyde. 

Lobi bölümü


Otelin keyfini çıkarmanın yanında yakında bulunan doğa sporları kulübünde de hiking, trekking, Atv, paintball aktivitelerine de katılabilirsiniz. Biz ormanda bisikletle gezmeyi tercih etmiştik. Ama yolun engebeli olması ve uzun süre bisiklete binmemiş olmamdan dolayı benim için bir hayli zorlu bir deneyim olmuştu.





1 Şubat 2012 Çarşamba

EVLERE KIRMIZI YAKIŞIYOR


Renkleri, desenleri, dokuları projelerimizde kullanmayı seviyoruz. Kırmızıyı da iç mekan tasarımlarında az,ölçülü ve yerinde kullanmak şartıyla tercih ediyorum. Fotoğraf -özellikle şu karlı günlerde-evimizde içimi ısıtan köşelerden birinden.

Konsol : Zen tarzı - tasarım,uygulama: Menekşe Tasarım
Duvar kağıdı : Persan
Abajur-parfüm şişesi : Paşabahçe( son dönem tasarımlarına bayılıyorum. Türk kültürünü yansıtan çok başarılı işler yapıyorlar)
Resim çerçevesi : İkea

29 Ocak 2012 Pazar

BUTİK OTEL PROJEMİZ


Mimari ve iç mimari tasarım ve uygulaması firmamıza ait olan butik otel projemiz titiz bir çalışma sonunda tamamlandı. İstanbul' da bulunan yapıya ait hem ofiste hem de şantiyedeki mesailerimiz sırasında gerçekten yaptığımız işten büyük zevk aldık. Sonuçta da  ortaya konforlu, kişilikli ve İstanbul kokan bir otel çıktığına dair yorumları almak, verdiğimiz emeğin en güzel karşılığı oldu. Ayrıca otelin internet sitesinde müşterilerin beğenilerini yazdığı yorumlar da bizleri fazlasıyla memnun etti. Bol müşteriler,bol kazançlar diliyoruz...

Kullanılan ürünlerden bahsetmek gerekirse;
Ahşap işleri, koltuklar, sehpalar, tüm sabit ve seyyar mobilyaların tasarım ve üretimi atölyemize ait.
Döşemelik ve perdelik kumaşlar Vakko, 
Banyo armatürleri Grohe, 
Duş kabinler Hüppe,
Vitrifiyeler Duravit,
Çiniler Anikya İznik Çini, 
Aydınlatma elemanları Özcan Avize,




Suit oda


Normal Oda


Banyo


Lokanta



25 Ocak 2012 Çarşamba

SU KÜPÜ


Kore' nin  Yeosu şehrinde gerçekleşecek olan  "Yaşayan Okyanus Ve Sahil " temalı 2012 World Expo için tasarlanmış olan " Su Küpü "okyanuslardan ilham almış, güç ve güzelliği ifade etmek için tasarlanmış. İçinde bulunduğunuzda bir akvaryum hissi verecek ve fuar sırasında sergi merkezi olarak kullanılacakmış. Dış cephe tasarımında dünya haritasından esinlenilmiş, kıtalar ve okyanuslar temsil edilmiş.

17 Ocak 2012 Salı


Ev hali :)

Kitap : Bir Çift Yürek - Yazar : Marlo Morgan / Klan yayınları
Kitap ayracı : Menekşe Tasarım / tasarım : Seçil Parlakkaya
Ivır zıvır : Seyahat hatıraları
Bakırlar : Aile yadigarı

15 Ocak 2012 Pazar

DAHA AZ EŞYA DAHA ÇOK MUTLULUK MU ?




Geçtiğimiz günlerde facebookta bir arkadaşımın paylaştığı "Daha az eşya daha çok mutluluk "isimli videoyu görünce Viyana' daki modern tasarımların olduğu bir sergide gördüğümüz oda tasarımı aklıma geldi. Videoda tasarımcı ve sanatçı Graham Hill de daha az eşyanın mutlu olmamızı sağladığını savunuyor.Fotoğrafta göreceğiniz gibi bu çalışmada da , uyuma, depolama, dinlenme elemanları, hatta piyano birbirleriyle bağlantılı çözümlenmiş ve tek renk kullanılarak uygulanmış. Yani teorik olarak tuvaleti de dahil edersek yaklaşık 20 m2 lik bir alanda rahatlıkla yaşayabiliriz.



Üzerinde çalıştığımız projelerde -özellikle ofis, mağaza, iş merkezlerinde-az mobilya, net hatlar kullanmayı savunmama rağmen; iyi niyetli bir " biriktirici " olarak bana küçük alanlar pek yetememiştir. Hobiler ve meslekten dolayı saklanacak onca kalem, kağıt, broşür, promosyonlar, kitaplar, kutular, ıvır zıvır vs. vs. olduğu sürece nasıl sığabilirim ki?


Yılın belli günlerinde köklü bir temizlik harekatına girişiyorum bazen. Bünyede bir hafifleme, rahatlama hissediyorum. Ama yıllardır kullanmadığım bir eşyaya hemen temizliğin ertesinde ihtiyacım olunca bu rahatlama yerini pişmanlığa bırakıyor. Tekrar yenileri biriktiriliyor, bir süre sonra ayıklama yapılıyor, birikiyor...böyle bir kısır döngü anlayacağınız.

GUSTAV KLIMT 1862-2012

Doğumunun 150. yılı olması sebebiyle Viyana' da 2012 yılı ünlü ressam Gustav Klimt' in senesi olarak kutlanacak. Biz de 2012 yılının ilk günü bu şehirde olduğumuz için kutlamalardan nasibimizi aldık. Başımızı nereye çevirsek Klimt desenli bir obje, afiş, haber görmek kaçınılmazdı. Zaten Viyana' da birbirinden değerli çok sayıda müze bulunuyor. Biz de gitmişken itinayla çoğunu gezip kendimizi sanat uğruna harap ettik:) Şaka bir yana kitap ve afişlerden bildiğimiz eserleri yakından görmek hakikaten çok farklı. Yolu bu taraflara düşeceklerin özellikle Mumok, Mak ve Albertina' daki sergileri kaçırmamalarını öneririm. Klimt ile ilgili en önemli görseller (meşhur The Kiss tablosu ve diğerleri)Belvedere Sarayı' nda ve Leopold Müzesi' nde bulunuyordu. .



Ayrıca Josef Hoffmann, Koloman Moser ve Otto Wagner ile yaptığı ortak çalışmaları da yakından görme imkanımız oldu. Bu isimlerin mimari ve mobilya tasarımı konusundaki katkılarını özellikle sanat ve mimariyle ilgiliyseniz az çok biliyorsunuzdur. Viyana modern sanatının ve mimarisinin başlıca isimlerinden olan Klimt, Moser, Hoffmann ve Wagner ;Viyana "Secessionist" leri diye adlandırılan muhafazakar sanata alternatif üreten, art nouveau öğeler de barındıran modernist bir akıma öncülük yaptılar. Mimari, sahne tasarımı, mobilya, resim, tekstil, cam, seramik ve benzeri birçok sanat alanına sayısız yeni tasarım kazandırdılar.
Yukarıda gördüğünüz takım Moser' in ve Hoffmann' ın tasarımı olan mobilyalardan. Aşağıdaki cam takım ise Hoffman' ın bu alandaki sayısız tasarımlarından biri. Bu cam ürünler hala Lobmeyr isimli firma tarafından üretilip satılmaktaymış.


TEKRAR MERHABA



Öncelikle 2012 yılının hepinize bol şans, sağlık, mutluluk getirmesini ve bereketli geçmesini dilerim. Son yazımı yazmamın üzerinden epeyce zaman geçmiş. Bu sırada hayatımızda çeşitli mutluluklar, hüzünler, işler, koşturmacalar, devam eden yüksek lisans eğitimi, seyahatler ne arasanız vardı. Şimdi yeniden yazmaya başladım ve sizlere yeri geldikçe bunlardan bahsedeceğim. 2011 yılı gerçekten hareketli bir yıldı. Bol bol seyahat ettik,çalıştık. Bu yüzden de benim için çok çabuk geçtiğini söyleyebilirim. Zaten yaşlar ilerledikçe mi bilmem, günler saatler bir su gibi akıyor derler ya öyle bir his oluşuyor bende.


2011'i uğurlarken yine ailelerimizle beraberdik.Eşimin ailesini ziyaret, sonra annem babam kardeşimle güzel bir yemek, biraz müzik, dans ve ertesi sabah erkenden Avusturya' ya yolculuk.


Diğer yazımda bu yolculuğun detaylarını bulabileceksiniz. Bu kısa yazı tekrar merhaba ve kendimi hatırlatma yazısı olsun :)

9 Nisan 2010 Cuma

KAROSİMAN - KARO ÇİNİ SANATI


Bir önceki yazıda İznik çinilerinden bahsetmişken karo çini geleneğini yaşatan Karo İstanbul firmasından da bahsetmeden geçemeyeceğim.
Karo çini sanatı ilk kez 1850'lerde üretildiği Fransa'dan yayılmış bütün dünyaya. Türkiye'de de 1960'lara dek güzel örnekleri yapılmış. Ancak o yıllarda öne geçen, seramik, linolyum, granit gibi üretimi nispeten daha seri ve kolay olan endüstriyel ürünlerle yarışamayan çini üreticileri kısa süre sonra yenilerek alanı terk etmişler. "Karo İstanbul "1997 yılında desenli karo çini ( karosiman) geleneğini yeniden günışığına çıkarıp "Karo istanbul Çinileri" olarak üretime başlamış. Çeşit çeşit renk ve desenleriyle hem modern hem klasik mekanlara gayet güzel uyum sağlayan bu malzemenin nostaljik görüntüsüyle bizim projemize de değer katacağını düşünüyorum.

29 Mart 2010 Pazartesi

İZNİK ÇİNİ



Şuanda üzerinde çalıştığım bir projenin banyoları için iznik çinilerini kullanarak bir tasarım yapmıştım. Dolayısıyla iyi bir çini firmasına ihtiyacım vardı. İşçilik iyi olsun,renkler ve desenler aslına uygun olsun, firma sahibi derdimizi anlasın derken uzun araştırmalardan sonra Anikya İznik Çini firmasıyla yollarımız kesişti. Beylerbeyi' ndeki Showroomlarına gittiğimde işlerini ve bu sanatı ciddiye alıp titiz bir şekilde çalıştıkları hemen fark ediliyordu.Çini sanatını orjinaline sadık kalarak ama kendi yorumlarını da katarak çok başarılı bir şekilde yaşatıyorlar. Projemiz için güzel örnekler seçtik, siparişimizi verdik. Hayal ettiğim tasarımın gerçekleşeceğine eminim. Ürünlerimiz gelip uygulama tamamlandığında sonucu sizlerle de paylaşacağım.


İLHAM PERİLERİ GALATA KULESİNDE


Bir süredir Cumartesi günlerini geleneksel balık günü ilan ettik ve sık sık soluğu Karaköy' deki salaş balıkçılarda alıyoruz. Bu hafta iştahla yenen yemekten sonra gezip tozmaya halimiz kalmasa da motorla giderken aklımıza Galata Kulesine çıkmayı koymuştuk.Ve istikrarlı bir şekilde bu fikirden caymadık. Karaköyden Bankalar caddesine doğru yönlenip hafifçe sağa doğru tırmanarak yürüdüğünüzde kulenin önünde buluyorsunuz kendinizi.
Öncelikle söylemek lazım, kulenin çevresi başarılı bir şekilde düzenlenmiş. Yıllar sonra kendine yakışan düzenlemeye sahip olmuş.Daha sonra bahsedeceğim lokantalar, cafeler ile çevrili...Etraftaki sokak aralarında ise çok sayıda tasarım dükkanı bulunuyor.İğne oyaları, keçe aksesuarlar, patcwork elbiseler, biblolar görebileceklerinizden sadece birkaçı. Kuleye 09.00- 19:00 saatleri arasında çıkılabiliyor.Çok şanslıyız ki 7 ye çeyrek kala oradaydık ve son asansör turuyla çıkabildik.Manzara tabiiki muhteşem. Bizimle beraber İtalyanlar ve küçük bir Koreli gurupta vardı. Hayranlıkları yüzlerinden belli oluyordu. İstanbul herşeye rağmen hala güzel bir şehir...


21 Ocak 2010 Perşembe

BUYRUN RENK TESTİNE...


Her zaman tasarımda biçim ve oran kadar rengin de çok önemli olduğunu düşünmüşümdür. Proje ve uygulamalarda da görüyoruz ki; aynı mekan, sadece renkleri değiştirilerek çok farklı imajlara sahip olabiliyor. Dolayısıyla, özellikle bir iç mekan tasarımcısının renkleri iyi bilip görmesi, nerede hangi oranda kullanacağının bilincinde olması gerekiyor.

İnternette araştırma yaparken bu renk konusunda kendimizi test etmemizi sağlayacak ilginç bir kaynağa ulaştım. Bu bir test. http://spectralcolor.com/game/huetest_kiosk adresine girdiğinizde karşınıza 22 küçük renkli kutudan oluşan 4 sıralık bir tablo çıkacak. Yapmanız gereken, gördüğünüz renkli kutuları soldaki renkten sağdaki renge doğru sıralamak. Ör: ilk sırada renkler pembeden sarıya, dördüncü sırada liladan pembeye doğru gidiyor olmalı. Basit gibi görünen ama başlayınca insanı biraz zorlayan bu testte; sonuçta skorunuzun düşük olması az hata yaptığınızı, yüksek olması renkleri görmede sorununuz olduğunu( yada dikkatsizlik diyelim)gösterecek. Bakalım nasıl bir sonuçla karşılaşacaksınız? Skorunuzu bu yazının yorum kısmında benimle de paylaşırsanız sevinirim. Kolay gelsin:)

31 Aralık 2009 Perşembe


MENEKŞE TASARIM EKİBİ HEPİNİZE SEVDİKLERİNİZLE GEÇİRECEĞİNİZ MUTLU,SAĞLIKLI VE BOL KAZANÇLI BİR YIL DİLER.

24 Aralık 2009 Perşembe

2010' a doğru giderken;TASARIM DERGİSİ ARALIK SAYISINDAYIZ.

Mimarlık ve tasarım sektörünün önemli yayınlarından TASARIM Dergisi, senenin son ayında " 2009 yılında tasarımda iz bırakanlar" konulu bir dosya yayınlamış. Biz de " Sherbeth " isimli mobilyamızla dünya çapında isim yapmış tasarımcılarla beraber bu çalışma içinde yer almaktayız.
2009 yılı bizler için tescilli mobilya tasarımı konusunda ilk defa profesyonelce hareket ettiğimiz bir yıldı. Çeşitli fuarlarda ve basın organlarında da ürünlerimizi paylaşma imkanı bulduk. Bu çalışmalarımızın yeni yılda da artarak sürmesi için yeni fikirler ve titiz üretimler peşindeyiz.



7 Ağustos 2009 Cuma

Gezdim,gördüm- Silivri Klassis Otel


Bu yaz iş yoğunluğundan dolayı İstanbul dışına tatile gidemeyince yakın çevredeki otelleri araştırmaya başladım. En iyi seçenek Silivri' deki Klassis Otel' di. Anadolu yakasından ulaşım sadece 1 saat 15 dk. Tatmin edici bir havuzu, güzel bir sahili, su sporları merkezi ve 5 yıldızlı otelde olabilecek hertürlü imkanı olan bu otel; cumartesi ve pazar günü havuz, deniz ve güneşe doymamı sağladı. Arta kalan zamanda da mimarisiyle de dikkat çeken oteli incelemeye koyuldum. Yapının mimarı, çalışmalarını Belçika' da sürdüren Şefik Birkiye. Mimar, Klassis Otel' in mimarisinde Eski Roma Mimarisi ile yüzyıl önceki Türk Mimarisi' nden esinlenmiş. Tesisin yerleşim planı bir kasabayı andırıyor. 2 büyük bina, 5 küçük bina ve 301 konaklama ünitesinden oluşuyor. Araziyi baştan başa donatan gezinti yolları, Roma havuzlarını andıran havuzlar, avlular, özenle yapılmış peyzaj düzenlemesi, köprüler ve galerilerle hareketli bir planlama ortaya çıkmış. İç mimaride de Yunan, Roma, Selçuk ve Osmanlı motiflerine sık sık rastlanıyor. Koridor ve salon duvarlarında ünlü Avusturyalı mimar Otto Wagner' in eskizlerinden oluşan tablolar kullanılmış. Ama bu kadar çok kültürün izlerinden esinlenilmesine rağmen göz yormuyor ve en önemlisi arabesk bir tarz ortaya çıkmamış. İstanbul' a yakınlığıyla, geniş alanı ve konforuyla haftasonu tatilleri için mutlaka değerlendirmelisiniz.



15 Mayıs 2009 Cuma

ODA PROJESİ-THE ROOM PROJECT



Günlerden bir gün Danimarkalı sanatçı Annette Merrild farklı ülkelerdeki insanların oturma odalarının fotoğraflarını çekmeye başlar ve bu fotoğrafları uluslararası bir proje haline dönüştürüp sergiler. İstanbul Modern de gezebileceğiniz bu sergi, 9 farklı şehirdeki evlerin oturma odalarından alınan görüntülerden oluşuyor.(Hamburg, New York, Kopenhag, Barcelona, Varşova, Tallinn, Manchester, İstanbul, Lyon) Farklı kültürleri, sosyal çevreleri ve alışkanlıkları gözlemleyebilme fırsatı veriyor.
Her toplumda, kültürün izdüşümü halinde olan oturma odaları benim ilgi alanıma direkt girdiği için böyle bir proje yapma fikrini kıskanmadım desem yalan olur. Sergiyi kesinlikle çok beğendim ve kısa bir zaman aralığına sıkıştırdığım "Oda Projesi" ni rahat bir zamanda tekrar görmek, çıkışta da Tophane de çay içip, Çukurcuma' ya doğru uzanmak istiyorum. Kısmet...:)


17 Nisan 2009 Cuma

Yarışma gecesinden notlar


Önceki yazılarımda bahsettiğim Türkiye' nin Kadın Girişimcisi Yarışması' nın ödül töreni 16 Nisan Perşembe akşamı Swissotel' de gerçekleşti.Detaylı ve özenle hazırlanmış bir geceydi. Katılımcılar arasındaki en genç isim olmanın şaşkınlığı bir taraftan; ekonomi, basın ve iş dünyasının sayılı isimlerinin karşısına çıkmış olmanın heyecanı diğer taraftan... 2119 kadın girişimci arasından ilk 5 içinde olmanın mutluluğunu kesinlikle sonuna kadar yaşadım. Bana finalistler arasında olduğumu söyledikleri gün, 17 Mart 2009' da 2 yaşını dolduran Menekşe Tasarım İç mimarlık ismiyle yaptığımız çalışmaların bu kadar çabuk bir şekilde ödüllendirildiğini öğrenmek önce "rüya mı görüyorum" duygusu uyandırmıştı. Ama sonra düşündüm de 2 sene de az iş yapmamışız. Restorasyon projeleri, mimari projeler, sözlü tarih çalışmaları, tescilli mobilya tasarımları, fuarlar... Hepsi günlerce ve sabahlara kadar süren; işimize ve kültürümüze duyduğumuz sevgiyle yapılan çalışmaların sonucuydu. Bundan sonra da aynı tempoyla şimdiye kadar yaptığımız işleri geliştireceğiz ve yeni yaratıcı projeler üreteceğiz diye umuyorum.
İş hayatında kadınların öneminin giderek arttığını, kadın eliyle yapılan işlerin nasıl bir anda parladığını inkar etmek mümkün değil. Ve bu tip organizasyonlar gerçekten de insana inanılmaz bir motivasyon ve takdir edilmenin mutluluğunu yaşatıyor. Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ve KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülseren Onanç' da tören sırasında yaptıkları konuşmalarda benim de katıldığım ortak noktalara değindiler. Özet olarak kadınların cesaretleriyle, yaratıcılıklarıyla toplumda büyük farklar yarattıklarından ve iş hayatına farklı bir bakış açısı getirdiklerinden bahsettiler. Geleceğin dünyasında söz sahibi olmak için girişimciliğin artmasının, özellikle kadın girişimcilerin her alanda var olmasının ve dünya pazarlarında rekabet edebilir duruma gelmesinin öneminin yadsınamaz olduğunu vurguladılar.

14 Nisan 2009 Salı

Güneş Işığı Krize Karşı

Krizin hepimizi, her sektörü etkilediği bu günlerde baharın gelişini ıskalamamalıyız değil mi? Eminim ki parlayan güneşi görünce hepimiz içgüdüsel olarak ruhumuzu, bedenimizi, yaşadığımız yeri yenilemeyi düşünürüz. Yaşam alanı kısmı beni ilgilendirdiği için bu konuda size küçük yönlendirmelerde bulunabilirim. Fazla maddi yük altına girmeden evinizi yenileyebilirsiniz. Mekanınızı neşeli, enerjik hale getirmek için yapacağınız çok basittir. Sadece biraz cesur olmak ve etrafa dikkatli bakmak yeterli.
İşe pencere önlerine saksıyla koyacağınız taze çiçeklerle başlayın. Çiçekler baharın olmazsa olmazlarıdır. Sonra mekandaki bütün aksesuarları bir kutuya yerleştirin, uygun bir yere kaldırın. Sadece vazolar kalsın. Onları da çiçeklerle doldurun. Evinizin en sevdiğiniz köşesine, en sevdiğiniz renkte ( Sarı, turuncu, fıstık yeşilini öneririm) irice yeni bir aksesuar yeleştirin. Bu büyük bir minder, bir abajur, kalın çerçeveli bir ayna veya tek bir koltuk olabilir. Birkaç gün sonra kaldırdığınız aksesuarlardan özlediklerinizi ( sayıları 10 taneyi geçmesin ) birer ikişer çıkartıp önceden bulundukları yerlerin tam tersi istikametlere yerleştirin. Maksat farklılık olsun. Ve işte size pek moda olan detoksun eve uyarlanmış hali :)